pexels-photo-1767434
Televizyon ve Çocuk

Hepimizin evlerine girmiş, hatta başköşede yerini edinmiş küçük ya da büyük kutular. Önce siyah beyazdılar, sonra renklendiler. Yaşantımıza girdiği ilk yıllarda herkes için sihirliydi. Beyaz camda görünenler muhteşemdi, inanılmazdı. Aya ilk ayak basışı televizyondan izleyen insanoğlu büyülendi. İşte bu büyü ile de yaşantımızda yerini aldı televizyon. Önceleri herkes edinmek istedi, şimdilerde “acaba hayatımızda bu kadar olmalı mı?” sorusunu tartışıyoruz.

Toplumların yeni gelen nesil ile ilerlediğini, geliştiğini düşünürsek geleceğimiz olan çocukların televizyon ile ilişkisi ne olmalı bizim için önemli bir soru olacaktır. Görselliği ve işitselliği içinde bütünleyen televizyon insan üzerinde bu duyuları harekete geçiren etkili bir araçtır. Günümüzün tüketim toplumlarında da duyular üzerindeki etkisi nedeniyle yönlendirici olmaktadır. İşte bu gücü ile televizyon ne yazık ki genelde biz yetişkinlerin hayatında temel ihtiyaçlarımızdan biri olarak yer almaya başlamıştır. Tüm uzmanların söylediği ve artık herkesinde farkında olduğu gerçek ise çocuğun önce ailede gördüğünü uygulamaya başladığıdır. Bizlerin televizyon ile ilişkisini neredeyse doğar doğmaz keşfeden çocuklarımızın hayatında da televizyon oyun ve oyuncakları kadar önemli bir yer almaya başlamıştır. İşte bu yer ediş televizyonun çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini de tartışmaya açar.

Televizyonları çocuklarımızın hayatından tümüyle çıkaralım ne kadar yanlış bir cümle olacaksa, bırakalım onlar istediklerini seyretsinler de o kadar yanlış bir cümle olacaktır.

Tabi ki televizyonun çocuk gelişimine sağladığı yararlar vardır. Televizyonun bilgilendirmek ve bu bağlamda eğitimi desteklemek, eğlendirmek, haber vermek yani dünyada hatta evrende olup bitenlerin farkında olmamızı sağlamak temel işlevleridir. Bu temel işlevlerin doğru bir şekilde yerine getirilmesi halinde aslında televizyonun zararlarından daha az bahsedebiliriz. Ne yazık ki günümüzde bu işlevlerin aslında reklam yapmak ve eğlendirmek arasında kaldığını düşünürsek tehlike çanlarını biraz daha yoğun duymaya başlarız sanıyorum.

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Prof.Dr. Huriye Kuruoğlu çocukların televizyondan etkilendikleri konuları on başlıkta topluyor.

1-Tüketim toplumu bireyi olma üzerine etkileri

2- Cinsel kimliğin oluşması ve karşı cinsle olan ilişkiler üzerine etkisi

3- Anne ilişkisi üzerine etkisi

4- Baba ilişkisi üzerine etkisi

5- Şiddet eğilimlerine etkisi

6- Okumaya, düşünmeye ve başarıya etkisi

7- Kültürel yabancılaşmaya etkisi

8- Dildeki yozlaşmaya etkisi

9- Kendi kimliklerinin bağımsız ve özgün bir biçimde oluşmasına etkisi

10- Çocukluğu yitiriliş ve masumiyetin yok oluşuna etkisi.

 

Bu başlıkların altlarını açamadan bile televizyonun çocuk üzerindeki etkisinin ne derece önemli olduğu ortaya çıkıyor.

Çocuklarımız televizyonu günlük ve anlık doyum için kullanırlarken, televizyonda izlediklerinin günlük hayatlarında uygulamaya başlıyorlar, böylece televizyonda önlerine sunulan modelleri, düşünceleri, duyguları ve daha birçok şeyi farkında olmadan ve bilinçsizce öğreniyorlar. İşte bu farkında olmadan öğreniş televizyonu onlar için tehlikeli kılıyor.

Televizyon çocuk ilişkisinde yayıncılık sektörüne şüphesiz ki önemli görevler düşüyor. Özellikle çocuk programlarının içeriğini oluştururken dikkat edilmesi gereken noktalar oldukça fazla. Ama televizyon yayıncılığının bir endüstri olduğu gerçeği ile karşı karşıya kaldığımızda ne yazık ki televizyonun zararlarından çocuklarımızı korumak biz ebeveynlere düşüyor. Evet, RTÜK akıllı işaretler uygulamasıyla uyarılarda bulunuyor. Bizler evlerimizde anne- baba olarak bu işaretlere dikkat ediyor olsak da genel izleyiciye hitap eden programlarda bile çocuklarımızın olumsuz örneklerle karşılaşması mümkün.

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini aza indirmekte en önemli etken çocuğumuzun televizyon başında geçirdiği süredir. Çocuklarımızın erken çocukluk döneminde televizyon seyretmeye başlamasıyla ilgili olarak American Academy of Pediatrics  (Amerikan Pediatri Akademisi) 2 yaşın altındaki çocukların televizyon izlememesi ve 2 yaşın üzerindeki çocuklarında televizyon izleme süresinin bir gün içinde en fazla 2 saat ile sınırlandırılması gerektiğini yaptığı çalışmalarla ortaya koymaktadır.

Çocuğumuz televizyon başında geçirdiği süreyi kontrol etmek ve bu süreyi onunla paylaşmak bize hem ne izlediğini görmemizi,  hem de izlediğini nasıl algıladığı konusunda fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır. Çocuklarımızı televizyon karşısına oyalansınlar ve biz kendiişlerimizi yapalım diye oturtmak yerine, onlarla birlikte televizyonun karşısına geçmek hem bize çocuklarımızla paylaşacak yeni konular oluşturacak, hem de onların bu büyülü camdan görecekleri zararı mümkün olduğunca azaltmamızı sağlayacaktır.

Her ne kadar gelişen teknoloji ile hayatlarımızda demirbaş halini alan bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlarla çocuklarımızın ilişkisini düşündüğümüzde televizyon bu teknolojik araçlar yanında çocuklarımız üzerindeki etkisiyle giderek masumlaşsa da bir yerlerden başlamak lazım.

Paylaşmak, onlarla olmak çocuklarımız için yapacağımız en iyi şey olsa gerek.

Geleceğin aydınlık, düşünen, eleştiren, üreten, farkında olan, ilerleyen beyinleri için hayatı onlarla paylaşmaya.

 

Banu Hepçekenler

 

  • Gönderiyi Paylaş