image004
Kadınlarda nedeni AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTE

Nedeni açıklanamayan infertilite tanısı, infertilite araştırmasındaki tüm standart değerlendirme testlerinin normal çıkması sonrası konulmaktadır. Sıklığı infertil hasta gruplarında tanı kriterlerine bağlı olarak %10-30 arasında değişmektedir.

Nedeni açıklanamayan infertilitenin tanısı normal semen analizi, ovulasyonun (yumurta atılması- çatlatma) objektif kanıtları, normal uterin kavite (rahim içi) ve bilateral tubal açıklık olduğunda konulur. Geçmişte, pozitif postkoital (ilişki sonrası ) test ve menstrüel siklusla uyumlu endometrial biyopsi sonucu olması gerekliliği söylense de günümüzde artık bu testler kullanılmamaktadır.

Nedeni açıklanamayan infertilitesi olan kadınlarda tanısal laparoskopinin gerekliliği tartışmalıdır. Laparoskopi, tespit edilmemiş tubal faktör ve endometriozis hastalığının tanısını koyarak, tedavi sağlayabilir veya nedeni açıklanamayan infertilite için yapılan gereksiz tedavileri sınırlandırabilir. Bununla birlikte, normal HSG( Histerosalphingografi-Rahim ve kanal filmi) ve pelvik muayenesi olup tubal faktörler için risk faktörü olmayan kadınlarda laparoskopi ek açıklayıcı bilgi vermeyecektir. Yumurtalıkları tutan endometriomaların (çikolata kistleri) ve ilerlemiş endometriozis hastalığının infertiliteye etkisi kesinken orta düzey hastalığın etkisi kanıtlanmamıştır. Birçok hekim, infertilite değerlendirilmesinde tanısal laparoskopi yerine, adetli dönem veya adet sonrası erken dönemde yapılan vajinal ultrasonografinin daha uygun olacağını belirtmektedir.

Nedeni açıklanamayan infertilite standart değerlendirme metodlarıyla tanısı koyulamayan sperm veya oosit (yumurta) işlev bozuklukları, fertilizasyon (döllenme), implantasyon (rahim içine tutunma) veya embriyo gelişim bozukluklarını içermektedir. Tedavi edilmemiş hastalarda siklus başına gebelik oranı %2-4 kadar, veya normal fertil çiftlerin %80-90 aşağısındadır (%20-25). Tedaviden bağımsız gebelik olasılıkları, artan kadın yaşı ve infertilite süresiyle ters orantılıdır. Her ne kadar nedeni açıklanamayan infertil çiftlerin çoğu tedavi olmadan gebe kalabileceklerse de yıllarla azalan gebe kalma oranları tedavi için başvurmalarını gerektirmektedir.Tedavinin amacı aylık gebe kalabilme oranlarını normal fertil çiftlerin seviyesine çıkarmaktır.

Tedavi Yaklaşımları

Tanımdan da anlaşıldığı gibi nedeni açıklanamayan infertilitenin nedeni bilinmemektedir. Bunun için tedavi yaklaşımları daha önceki tecrübelere göre yapılmaktadır ve belirli zamanda karşılaşan sperm ve yumurta sayısının arttırılması amaçlanmaktadır. Önerilen tedavi yöntemleri hap veya iğnelerle yumurtalıkların uyarılması ve sonrasında zamanı belirlenmiş cinsel ilişki, IUI( İntrauterin İnseminasyon-Aşılama) yani eşten alınan sperm örneğinin özel yöntemle hazırlanıp rahim ağzından içeri girilerek rahim içine bırakılması ve son olarak ta tüp bebek tedavisidir.

Klomifen sitrat ve letrozol gibi hap formundaki ilaçlarla bir veya birden fazla yumurta gelişimi sağlanabilmektedir. Zamanlanmış ilişki ile gebelik elde edilmeye çalışılmıştır ve yöntemlerin birbirlerine üstünlükleri gösterilememiştir.

Dışarıdan gonadotropin denilen iğne formundaki yumurtalıkları uyarıcı ilaçların kullanılması ile birlikte yapılan IUI yani aşılama tedavisi üzerine yapılan çalışmaların hepsi %15-18 gebelik oranları bildirmektedir. Nedeni açıklanamayan infertilitesi olanlarda tedavisiz siklus başına gebelik oranının %3 olduğu düşünülürse IUI tedavisinin etkinliği daha değerli olacaktır. Dışarıdan gonadotropin ve IUI (aşılama) ile 3 siklus tedaviden sonra gebelik oranı azalmaktadır. Bu durumlarda çiftlere ek olarak aşılama yerine tüp bebek tedavisi önermek daha uygun olacaktır.

Tüp bebek tedavi sikluslarındaki gözlemler, çiftlerdeki nedeni açıklanamayan infertilitenin nedenleri hakkında bilgi sahibi olabilmemize yardımcı olacaktır. İşlem sırasında sperm ve oosit bir araya getirilip mikro enjeksiyon yöntemi ile döllenme sağlanacaktır. Tüp bebek sikluslarında döllenme ve erken embriyonik gelişim izlenecektir ve direkt embriyo transferi ile rahim içine (endometriyal kaviteye) yerleştirilecektir. Yerleştirilen embriyonun kromozomal yapısı rahim iç tabakası (endometriyum) cevabı ve implantasyon (rahim içine tutunma) mekanizması ile ilgili faktörler tam olarak bilinememektedir. Tüp bebek tedavisinde gebelik ihtimali hasta yaşı ve infertilite süresine bağlı olarak %40-65 arasında değişmektedir.

Hepsi birlikte değerlendirildiğinde nedeni açıklanamayan infertilitedeki tedavilerin etkinlikleri kısıtlıdır ve tedavi sadece belirlenen zamanda oluşabilecek gebeliği kolaylaştıracaktır. Değerlendirme dikkatli yapılmalı ve tedavi planlanmadan önce çiftlerin yaşı, infertilite süresi ve daha önceki gebelikleri göz önüne alınarak over rezerv testleri ile değerlendirilmelidir. Her ne kadar tüp bebek ile elde edilen sonuçlar diğer tedavi yöntemlerine göre yüksek ihtimal gösterse de, özellikle genç ve kısa infertilite süresi olan hastalarda tüp bebekten önce diğer tedavilerin uygun olabileceğini göstermektedir. Tedaviyi kabul eden çiftler değişik tedavi metodlarının gebelik ihtimalleri, riskleri, maliyetleri ve işlem hakkında bilgilendirerek kendilerine en uygun olanı seçmeleri sağlanmalıdır.

Op Dr İsmail Küçük / Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı / İRENBE

 

  • Gönderiyi Paylaş