siteyazışablon
Deprem ve Psikoloji

Deprem ülkemizin her zaman risk altında bulunduğu bir gerçek.

Fakat 6  Şubat tarihinde gerçekleşen deprem birçok olumsuzlukla birlikte yaşamımızı oldukça etkiledi. Öncelikle deprem bölgesinde olmak üzere yaşamsal, fiziksel, sosyal, psikolojik, ekonomik ve birçok yönde olumsuz etkilerini göstererek hayatlarımızı kesintiye uğrattı. Yaşanan doğal afet sonrası oluşan tablo her bireyde tarifsiz duygular oluşturdu ve her birey farklı şekilde acı yaşadı, yaşamaya devam ediyor.

Deprem anı ve hemen sonrasında yaşanan duygular ile bu sürecin daha da sonrasında ortaya çıkan duygular farklılık gösterebilmektedir. Depremden hemen sonraki yaşanan duygular; aşırı korku, şok, kafa karışıklığı, ne yapacağını bilememe hali yani karmaşa hali, tepkisizlik görülebilir. Depremin üzerinde belli bir süre geçtikten sonra oluşan duygu ve tepkiler ise; korku, çaresizlik, aşırı ağlama ya da ağlayamama, suçluluk, öfke, üzüntü yaşanabilir. Kişi sürekli aynı olayı yaşadığını hissedebilir. Deprem anını tekrar tekrar hatırlayıp, deprem olduğunu hissedebilir. Ancak bu durumlar anormal duruma verilen, beklediğimiz normal tepkilerdir. Bu durumların dışında;

• Uyku düzeninde bozulma

• Depremi hatırlatan durumlardan kaçınma

• Nefes almada güçlük

• Sinirlilik

• Çarpıntı

• Ani irkilmeler

• Titreme gibi davranışsal tepkiler gözlemlenebilir.

Depremi yaşayan kişilerde bahsedilen bu belirtilerin gözlenmesi ilk haftalarda normaldir. Eğer bu belirtiler daha uzun süreye yayılıyor, şiddetleniyor ve yaşamı zorlaştırıp işlevsizleştiriyorsa bir uzmandan destek almak faydalı olacaktır.

Depremi yaşamış ve temel ihtiyaçları karşılanmış kişilerin psikolojik olarak sağlıklı hale gelebilmek için yapabilecekleri;

• Sosyal destek bu süreçte önemlidir. En kısa zamanda yakınlarınızla fiziksel ve psikolojik olarak temasa geçin. Kayıplarınız var ise kendinize güvende hissettiğiniz yerde güvenli temaslara geçiniz. Bu süreçte yalnız kalmamaya özen gösterin; bir yakınınızın yanına gidin veya yanınıza gelmesini isteyin.

• Depremi konuşmaktan kaçınmayın, acınızı paylaşın.

• Üzüntü, endişe, hayal kırıklığı, öfke gibi başa çıkılması zor duyguları ifade edin, bastırmayın.

• Ağlamak istiyorsanız ağlayın, anlatmak istiyorsanız anlatın, dinlemek istiyorsanız dinleyin. Tüm hissettikleriniz yaşanmak için bekliyor. Onları görmezden gelmeyin. Hissetmediğiniz şeyler için ise kendinizi zorlamayın. Herkesin anlamlandırma, duyguyu yaşama süreci farklıdır unutmayın.

• İlk dönemlerinizde yeme, uyku düzeniniz bozulabilir ve odaklanmada zorluklar çekebilirsiniz veya tam tersini de yaşayabilirsiniz. İki uç hal yaşayabilir ve arasında gidip de gelebilirsiniz. Bunların normal olduğunu bilin ve zamanla eski dengenize döneceğinizi düşünerek endişeden uzaklaşın.

• Eski rutininize dönmek için çabalayın. Rutininize dönmek demek var olan durumu, yaşanılanları unutmak, görmezden gelmek demek değildir. Birbirimize ihtiyacımız var ve enerjiye ihtiyacımız var.

• Kendi sağlık ve güvenliğinizi korumak için ruhsal destek ve fiziksel sağlığınız için yapabileceklerinizden kendinizi mahrum bırakmayın.

• Yorgunluk, açlık ve uykusuzluğun bedeninize daha da zarar verdiğini unutmayınız.

• Özbakımınızı (uygun ortama ulaştığınızda) aksatmayın. İçinizden gelmiyor olsa bile duşa girmeye gayret edin.
Depreme uzaktan şahit olan kişiler psikolojik olarak kendilerini korumak için neler yapabilir?

• Depremi takip ettiğiniz kaynakları filtreleyin. Burada size rehber olacak kelime “fayda” olacak. İzlediğiniz, okuduğunuz, dinlediğiniz haber ile depremi yaşamış bir bireye faydanız dokunacak mı ya da size bir faydası var mı?
Yoksa o haberden, sosyal medya paylaşımlarından kendinizi uzak tutun.

• Bu zorlu süreç boyunca haberlere çokça maruz kaldıysanız bundan sonra daha çok yazılı basından, psikolojik sağlamlığınıza göre uygun gördüğünüz, faydalı olacağına inandığınız bilgileri takip edin.

• Yaşayabileceğiniz üzüntü, endişe, şaşkınlık, öfke, suçluluk duygular normaldir. Çoğunlukla bir iki hafta içerisinde kendiliğinden azalmaya başlayacaktır.

• Rutininizi korumaya, özbakımınızı aksatmamaya özen ve gayret gösterin. Bu üzülmediğiniz, umursamadığınız anlamına gelmez ve depremi yaşamış kişiye zarar vermez. Sizin psikolojik dayanıklılığınızı arttırır, sürece fayda sağlarsınız.

Deprem ve Çocuk

Biz yetişkinleri derinden etkileyen; fiziksel ve psikolojik izler bırakabilen depremde çocuklar daha çok risk altında kalır ve özel ilgi, desteğe ihtiyaç duyarlar. Depremi yaşamış, deprem bölgesindeki çocuklar için güvenli alan, güvenli kişi (ebeveynleri, yoksa akrabaları), beslenme gibi temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra sakin, şefkatli temasa geçilmelidir.

Deprem bölgesinde olmayıp süreci yaşayan çocuklar genellikle ebeveynlerinin kaygılarından, olaya verdikleri tepkilerden etkilenir. Bu durum çocukta huzursuzluk ve zorlanmalar yaratabilir. Depremin çocuklarınız üzerindeki etkisine önlem alabilmek için ise öncelikle kendi tutumlarınıza bakmanız gerekir.

Deprem bölgesinde olmayıp, uzaktan şahit olan çocuklarda;

• Deprem sürecinden etkilenebilir, normalin dışında tepkiler verebilirsiniz. Kendinizi suçlamayın.

• Çocuklarınızın süreci anlamlandırması ve onlara destek olabilmek için duygusal davranışlarınızı kontrol altına almalısınız. Sonrasında çocuğunuzu rahatlatmalısınız.

• Etkilenme düzeyinizi yönetmek için yukarıdaki önerileri dikkatlice okuyun ve kendinizde uygulayın.

Depremden ve etkilerinden çocukları tamamen soyutlamak doğru bir yaklaşım değildir. Doğru bilgi yaşa uygun çocuğa verilmelidir. Daha hazırlıklı olmaları, belirsizliğin getirdiği kaygıyla baş edebilmeleri için onları bilinçlendirin.

• Deprem haberlerini filtreleyin. Her türlü deprem haberine maruz kalmamalarına dikkat edin.

• Deprem hakkında başkalarından yanlış bilgiler edindiklerini düşünüyorsanız düzeltin.

• Depremi detaya girmeden anlatın.

• Yaşadığı bir duygu gözlemliyorsanız sizinle paylaşması için destekleyin.

• Anlatıyorsa dikkatlice dinleyin. Konuşmamakta ısrar ediyorsa resim, oyun yoluyla kendini ifade etmesine izin verin.

• Rutinini devam ettirmeye özen göstermelisiniz. Şu anda okula gitmeyen çocuklar için gün içinde ona rutin oluşturun.

• Ergenler yaşadıkları kaygıyı daha çok anlamlandırmak isteyebilir. Doğru bilgiye ulaşmalarını destekleyin. Konuşmak isterlerse yanlarında olun.

• Çocuğunuzun duygusunu yaşamasına izin verin. Eğer iş birliğine açıksa olumlu ve ileriye dönük bakış açısı oluşturmaya çalışın.

 

“ Evet deprem yaşandı. Şu anda güvendeyiz. Gel seninle deprem çantası hazırlayalım.”

“Evet deprem yaşandı. Şu anda güvendeyiz. İstersen deprem bölgesindekiler için yapabileceğimiz yardımlar konusunda bize destek olabilirsin”

Bu hassas süreçte çocuklarınızın etkilenme düzeylerinde değişim olmadığını, duygu ve davranışlarındaki değişikliklerin zamanla azalmadığını gözlemliyorsanız bir uzman desteğine başvurmanız faydalı olacaktır.

 

Pınar Ersöz Tezer

Psikolog & Aile Danışmanı & EMDR Terapisti

  • Gönderiyi Paylaş