Röportajlar 

HAMİLELİKTE DE HAFİF VE SAĞLIKLI BESLENİN

 05 Ağustos 2013
Hamilelikte sağlıklı beslenen kadın, hem hamileliğin son dönemini hem de lohusalık dönemini çok rahat atlatıyor. Alınan 12-13 kilo da emzirmenin kilo verdirici etkisi ise lohusalık döneminin sonuna kadar rahatlıkla verilebiliyor

 


Özel İrenbe Kadın Hastalıkları ve Doğum Dal Merkezi hekimlerinden Op. Dr. Aral Özbal, "Gebelikte beslenme açısından 32. hafta kritik bir eşik. Karınca ve ağustosböceğinin hikayesi gibi... 32. haftaya kadar sağlıklı beslenme kurallarına uyan anne adayları 32. haftadan sonra da rahat edecektir. Ancak anne adayı bu döneme kadar sağlıksız beslenir ve çok şişmanlarsa hem reflü, tansiyon ve şeker gibi problemler görülüyor hem de bebeğin gelişimi azalıyor" diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aral Özbal ile hamilelik döneminde beslenmeyi konuştuk.

-Gebelikte kaç kilo alınması ideal kabul ediliyor? 
Annenin kilosuna göre değişiyor. Zayıf bir anne adayı daha fazla kilo alabilir. Şişman bir anne adayının ise daha az kilo alması lazım. Ama ortalama olarak 9 ay 10 gün içerisinde 12-13 kilo almasını istiyoruz. İlk 12 haftada 1 veya 2 kilo, sonraki 12 haftada 4-5 kilo, yine son dönemde 4-5 olmak üzere toplamda 12 kilonun geçilmemesi ideal olanı.

ÇOK KİLO ALMAK İYİ DEĞİL
-Hamileliğin hangi döneminde daha çok kilo alınır? 

Değişiyor ama ilk 24 hafta boyunca bebek 600-650 gram oluyor. Kalan 16 haftada bebek 2.5-3 kilo daha alıyor. O yüzden bizim için en önemli olan şey, ilk haftalarda çok fazla kilo almamak. Çünkü çok fazla kilo alırsak, sonradan bu durumu kurtarma şansımız hemen hemen hiç olmuyor.
-Anne gebelikte çok kilo aldı diye bebek de bu oranda büyümüyor değil mi? 
Kesinlikle. Hatta "Çok kilo alırsan, çocuk beslenmez" deriz. Annenin çok kilo alması bebeğin de çok kilo alması anlamına gelmiyor. Tam tersine annede çok kilo olduğu zaman, gebelik şekeri başlayabiliyor ya da tansiyonu yükselebiliyor. Bu da erken doğum tehtidi oluşturabiliyor. Doğum sonu kanamaları artabiliyor. Nefes darlığı yaratabiliyor... Yani anne adayının çok kilo alması güzel bir şey değil. Çok kilo aldığında mesela bir tansiyon yüksekliği başladığında, bebeğin plasental beslenmesi bozuluyor. Plesantal kan akımı bozulduğu için bebeğe giden kan akımı azalabiliyor ve gelişimi bozulabiliyor.
-Hamilelikte sağlıklı beslenmenin ana prensibi ne olmalı? 
Her şeyin normali sağlıklıdır diyoruz. Pazara gittiğimizde mesela nasıl orta büyüklükteki portakal alıyoruz, annenin de beslenme konusunda atacağı her adım bu mantıkta olmalı. Ne çok ne az kilo alması lazım. Ortalama... 3 ana öğün, 3 ara öğün tüketmesi lazım. Günde 2.5-3 litre su içmesi lazım. Onun dışında her şeyin doğalını tüketmesi lazım. Örneğin taze meyve sularını tercih etmeli. Marketlerde yüzde 100 meyve suları var ama bunların 1 sene raf ömrü var. İçinde katkı maddesi olan hiçbir şeyin tüketilmesini istemiyoruz. Doğal olmasını istiyoruz. Konserve, hazır gıdalar, dondurulmuş gıdalardan uzak durulmasını istiyoruz.
-Katkı maddeli gıdalar konusunda esas çekinceniz nedir? Bebek mi, annenin sağlığı mı?
Hem annenin sağlığı hem bebek. Zaten annenin sağlığı bozulursa bebeğin sağlığı da kötü etkilenir. Önemli olan, ikisinin de sağlığını aynı bazda tutmak. Her zaman kim ne dersin, sloganımız: Doğal olanı yapay olana tercih etmek... Gebelikte beslenmede temel prensip bu olmalı. Hamur işi, tatlı, tuzlu, kızartma da tabii ki yiyeceğiz ama dozunda yiyeceğiz.
-Kadınlar biraz da "karnımı içime çekme dönemim bitti" diyerek hamilelikte biraz daha serbest yiyor sanırım...
Olabilir. Aile de "Sen iki canlısın, ye" diye yükleniyor. Sonra da anne, doğum sonrasında aldığı kilolarla baş başa kalıyor. Oysa hamileliği 12-13 kilo alarak tamamladığında, lohusalığın sonunda anne eski kilosuna dönüyor. Zaten emzirmek günde 500 kalori harcatıyor. Muazzam bir rakam. Sağlıklı bir erkeğin spor salonunda 2 saatte yakacağı rakam. O yüzden de az kilo alındığında, dengeli beslendiğinde hem bebeğin gelişimi güzel oluyor hem de annenin az kilo almasıyla gebelikte güzel gidiyor.

YASAK LİSTESİ KABARIK
-Fazla kilo ile hamile kalanlar ile normal kiloda hamile kalanlara farklı beslenme önerileriniz oluyor mu?

Elbette. Fazla kiloda hamile kalan anne adayları potansiyel tehlike. Ciddi şekilde yediklerine dikkat etmeleri gerekiyor. Örneğin 100 kilonun üzerindeyken hamile kalan anne adayları 6-7 kilo, maksimum 8 kilo alsın istiyoruz. Bu yüzden bu kişilerde kilo kontrolü gerekiyor.
-Fazla kilolu hamilelerde diyetisyen yardımı gerekiyor mu? 
Gerekebiliyor. Keşke her anne adayı kendi ideal kilosunda hamileliğe başlayabilse ve hamilelikte alınan kiloyu 12-13, maksimum 15'te tutabilsek. Ama çok zayıf bir anne adayında bu kilo 13-16 kilolara da çıkabilir.
-Hamileliğin özellikle ilk 3 ayı bebeğin organ gelişimi gerçekleştiği için sağlıklı beslenmenin çok önemli olduğu vurgulanıyor. Siz bu dönem için hangi besinleri öneriyorsunuz? 
Önerilen besinler kadar yasaklar da var. İlk 12 hafta bebeğin organ gelişimi tamamlandığı icin kimyasal hiçbir maddenin anne vücuduna girmemesi gerekiyor. Sigara kesinlikle yasak. İçki, 40 yılın başında ve 1-2 parmak. Çiğ et kesinlikle yasak. Çiğ köfteden, suşiden, somon füme, kelle paça, kokoreç gibi sakatatlardan kesinlikle uzak durulacak. Hatta iyi yıkanmamış salatalara da çok dikkat edilmeli. Toksoplazma tehlikesi yaratabiliyor çünkü.

-Gebelikte sakatat ya da çiğ et yenildiğinde ne oluyor? 
Toksopazma tehlikesi var sakatat ve çiğ et için. Bebeğin beslenmesini bozan maddeler oluyor. Kabuklu deniz hayvanlarını istemiyoruz ağır metallerden dolayı. Midye, istakoz, karides yenmemeli ve bu yasaklar tüm gebelikte geçerli. Onun dışında rahmi gevşettiği için adaçayı, papatya çayı, yeşil çayı da önermiyoruz. Greyfurt suyundan çok hoşlanmıyoruz. Çok fazla A vitamini de bebeğe zararlı. O nedenle havucun çok fazla tüketilmesini istemiyoruz.
-Gebelikte A vitamininin fazlası ne gibi zararlar verebiliyor? 
Bebeğin organ gelişimini etkiliyor. Kemik bozukluklarıne, beyin gelişiminde bozukluklara ve kalpte deformasyona yol açabiliyor.
-Gebelikte kesin olarak yasak olmayan ancak yine de dikkatli tüketilmesi gereken yiyecekler hangileri?
Biz bunlara göreceli yasaklar diyoruz. Örneğin şarküteri ürünleri: Sucuk, salam, pastırma... Kullanılan etler çok farklı bunlarda. Sucuk en masumları. Az tüketilmeli. Kolalı içecekler çok sevmeyiz. Hele diyet ürünlerde aspartam var. Bunları istemiyoruz. Kafein zararlı ama günde bir fincan Türk kahvesine izin veriyoruz veya günde 2 bardak çay ve limonla.
Sodayı çok severiz bir yaz içeceği olarak. Ama limonlu hazır soda değil. limoni içine siz sıkacaksınız taze olarak. Özetle konserve, hazır, dondurulmuş gıdadan uzak duruyoruz..
-Gebelikte özellikle tüketilmesini istediğiniz yiyecek ve içecekler neler? 
Sabah ve akşam bir bardak süt öneriyoruz veya kalsiyumlu gıdalar. Yoğurt, peynir, çökelek gibi.. Yumurta haftada 2 veya 3 defa yenmeli. Yumurtanın beyazı protein, sarısı kolestorüldür. Daha çok beyazını tüketsinler. Bebeğin zekasının gelişmesini istiyorsak balık mutlaka yenmeli.
Hamsi, sardalya gibi küçük balıklarda fosfor içeriği çok fazladır. hamsi, sardalya gibi... Büyük balıklarda ağır metal tehlikesi olduğundan çok tüketilsin istemiyoruz. Çipura veya levrek hizasında olmalı büyüklük. Somonda da çok fazla omega 3 var.
Kültür balıkları yerine deniz balığı öneriyoruz. Omega 3 dışarıdan destek olarak alınacağına besin yoluyla alınması daha iyi. Ceviz, fındık, badem her gün 1-2 tane yenebilir. Özetle her şeyin doğalını tercih edeceğiz. Örneğin kabızlık mı oldu? Kuru kayısı, kuru incir, kuru erik yenmeli.

GÖNÜLLERİ HOŞ OLSUN
-Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde artan reflu ve midede yanma şikayetlerine karşı ne önerirsiniz? 

Mide yanmalarının en önemli nedeni, gebeliğin devamını sağlayan progesteron hormonudur Yemek borusunu mideye girdiği yerdeki kaslar, progesteron etkisi ile gevşer. Bebek büyüdükçe de diyaframa aşağından yukarıya doğru baskı yapar. Doğal olarak da gaz ve reflü şikayetleri hamileliğin son döneminde artar. Engellemenin çok fazla yolu yok. Ama şu yapılabilir; sık ve az yiyeceğiz. Soslu, baharatlı, yiyeceklerdden kafeinli içeceklerden uzak kalacağız. Gece yatmadan 1-2 saat önce bir şey yemeyeceğiz, çift yastıkla yatacağız. Bunlarla idare edebiliriz. Ama hem reflü hem de gaz, gebelik boyunca artan bir şikayet olacaktır. Hele reflü önceden varsa gebelikte de artacaktır.
-Aşerme gerçekten var mı? 
Hayır. Tamemen Doğu toplumuna özgü. Bilimsel gerçekliği yok. Benim de canım çok şey istiyor. Burada amaç annenin gönlünü yapmak. Başka bir bilimsel açıklaması yok. Doğu toplumlarında anne adayları daha çok el üstünde tutuluyor. Anne bir şey istediğinde yerine getirilmiye çalışılıyor. Aşerme kavramı da böyle bir kültürün ürünü.
-Batılı annelerde aşerme görülmüyor öyleyse...
Hayır. Batı'da da çalıştım. Onlar aşerme diye bir şey bilmiyorlar.
-İzmir'de aşerme kültürü yaygın mı? 
Tabii ki. Anneyi hoş tutmak, moralini yükseltmek için güzel şeyler bunlar. Aslında çok güzel geleneklerimiz var. Bebek doğduktan sonra gerçekleştirilen 40 gezmeleri örneğin... Anneye un, yumurta, şeker verilir beslensin, sütü artsın diye. Hem sosyal dayanışma hem de annelerin gönlünün hoş tutulması açısından güzel gelenekler bunlar.

 

Kaynak: Yeni Asır / 05.Ağustos.2013

 

 

İLGİLİ YAZILAR

Berna ve Ömer Aşçı çiftinin öyküsü...
Elven ve Erkan çifti ve ikizlerinin öyküsü...
10 yıl sonra ikiz bebeklerimiz olacağını öğren
Nilay ve Osman Tosun çiftiinin Deniz\'e kavuşm
Erkek İnfertilitesinde Ampirik Medikal Tedavi
Meral – İlker Yasin Şimşek Çifti ve kızları Ya
Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonları ve Koru
Gebelikte Sık Karşılaşılan Problemler