Hayata sımsıkı tutunan minicik elleriyle bir an olsun vazgeçmeyen bir Umut hikayesi ile sizlerleyiz. Ailemizi riskli bir gebelik serüveni sonrası oğullarına kavuştular. Özge hanımın sağlık problemleri ve yüksek tansiyonu vardı. Bunlara bağlı olarak işimiz biraz daha zordu. Çok sıkı ve titiz bir takip ile küçük adamı 35. haftaya kadar getirmeyi başarmıştık. Bu maceranın kahramanı Özge hanımdan zorlu ama sonu mutluluk gözyaşları ile biten süreçlerini dinleyelim…
Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Özge Çağlayan. 31 yaşındayım, kuaför dükkanım var. İki aylık bir erkek annesiyim. Ayrıca 3 senelik evliyim.
Anne olmaya ne zaman karar verdiniz?
Anne olmaya evliliğimden bir sene sonra karar verdim. Daha sonra bir doğumum gerçekleşti. Rahatsızlığımdan dolayı 7 aylıkken doğum yapmak zorunda kaldım. 21 gün bebeğim küvezde kaldı. Bazı sıkıntılar yaşadı ve maalesef bebeğimi kaybettik. Ondan sonrasında ise bir sene ara verdik. Ardından Ümit Hanımla tanıştık. Ümit hanımla tanışınca da bebek konusuna yeniden sıcak bakmaya başladık.
Peki rahatsızlığınız neydi? Nasıl bir süreç yaşadınız, biraz daha açabilir misiniz?
Tansiyonum çok yükseliyordu. Benim zaten böbrek rahatsızlığım var, protein kaçağı yüzünden akut böbrek yetmezliğim oluşuyor. Süreç içinde tansiyonum daha fazla yükselmiş ve bu da yükseklikte gebelik zehirlenmelerine neden oluyormuş. Biz bunu bilmeden bilinçsiz bir şekilde davranmıştık. Rahatsızlığım 5 ay sonra çıkmış oldu. Daha doğrusu 6 ay sonrasında Perinatoloji Uzmanına gittik. Üçlü ve ikili tarama testlerinden sonra çocuğun suyunun eksildiğini fark ettiler ve araştırdılar. Suyu yükseltme ve kan sulandırma etkisi olduğu için aspirine başlandı. Fakat çocuk bu sefer beslenememeye başladı. Çocuk beslenemeyince de ben hastaneye yatırıldım ve 15 gün kadar hastanede kaldık. Ardından bir hafta evdeydim. Tam kontrole gitmiştik ki çocuğun suyunun çok azaldığını ve su eksikliğinden plasenta zarar görebileceğini, çocuğu almaları gerektiğini söylediler. 3 gün sonrasında sezaryenla bir doğum gerçekleşti. Trombositlerim çok düşüktü ve sürekli trombozit yükleniyordu. Biraz zaman geçtikten sonra bağırsak enfeksiyonu oluşmaya başladı. Sonra da karın şişti ve rahatlaması açısından ameliyat olması gerektiğini ilettiler. Doktorlar ameliyat sırasında ve sonrasında yaşayabileceğini söylediler… Zaten erken doğumdan dolayı ciğer gelişim sorunumuz vardı. Sonrasında da kalbi durdu.
Çok zor günler geçirmişsiniz. Ama hikayenizden de vazgeçmediniz. Daha sonrasında ise umuda giden yolculuk İrem ile birlikte başlıyor…
Evet. Biz kaybettiğim bebeğimin kardeşine yol açtığını düşünüyoruz. Çünkü bu durumu bilmeseydik yani diğer çocuğum yaşasaydı onda başka problemlerin de olacağının farkındaydık. Trombosit eksikliği çok tehlikeli bir hastalık, ondan sonra böbrek yetmezliği ve ciğerlerde sıvı oluşabiliyormuş. Keşke o yaşasaydı ama bu sefer de Umut’a kavuşamayabilirdik. Kardeşi için daha sağlıklı bir hamilelik dönemi yaşattığına inanıyoruz. Karışık bir duygu.
Bizde süreciniz nasıl devam etti?
Celal Bayar Üniversitesinde bir doktorum vardı, bana Ümit Hanımı tavsiye etti. Sonrasında biz de merkezinizden randevu aldık. Ümit hanım bize çok sevecen ve ilgili yaklaştı. Hatta İrem’e yüksek tansiyonla geldiğim için ilk başta bize belli etmemese de doğumda “Ben de korkmuştum, 18 tansiyonla geldiğinde ne yapacağımı bilemedim, başıma iş alıyorum diye düşündüm” demişti gülerek.