İrenbe
Türkçe Türkçe
English English
Deutsch Deutsch
Русский Русский
العربية العربية

Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yaınız...

Antenatal muayenelerin sıklığını ve yapılan incelemelerin niteliğini belirleyen en önemli etken anne adayının ilk muayenesinde araştırılan risk faktörleridir. Herhangi bir risk faktörü olmayan anne adayı ideal olarak 28. gebelik haftasına kadar aylık, 28-36. haftalar arasında ikişer haftalık aralıklarla, 36. haftadan doğuma kadar ise haftalık olarak doktor kontrolüne gelmelidir. Ek bir şikayet olduğunda yeni doktor muayenesi beklenmemeli ve takip eden doktora durum iletilerek doktorun gerekli gördüğü durumlarda ek muayeneler için de başvurulmalıdır. Gebelikte risk faktörlerinin varlığında ise bu takip şeması tümüyle değişir. Erken doğum, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, gelişme geriliği gibi risk faktörlerinin niteliklerine göre doktor kontrolleri daha sık aralıklarla gerçekleşir ve bazı durumlarda risk faktörü olmayan anne adaylarına yapılan incelemelerden daha farklı incelemeler yapılır. Günümüzde teknolojinin ve iletişimin kolaylaştırdığı gebelik takip süreçleri ile daha sağlıklı nesiller elde edebilmek ümidindeyiz. Bu konuda tüm anne-baba adaylarını gebelik boyunca hassasiyetle gebelik takibini aksatmamaları için bilinçlenmeye davet ediyoruz.

Aşılama döllenmenin vücut içerisinde olduğunun kabul edildiği ve bunun doğrulanmadığı bir durumken tüp bebekte döllenme laboratuar ortamında ve doğrulanabilir bir şekilde gerçekleşir.

Üreme çağındaki kadınlarda oldukça sık karşılaşılan endometriyozis rahim içini döşeyen dokunun (endometriyum) başka bir bölgede (ör. Yumurtalıklar, karın içi vb.) bulunması halidir. Adet kanaması sırasında bu dokudan da kanama olduğundan şiddetli ağrı oluşabilir. Ayrıca bu kanamanın verdiği hasara bağlı olarak cinsel temas sırasında ve değişik zamanlarda kasık ağrısı gelişebilir. Bu hastalık yumurtalıklarda koyu kahverengi renkli ve çikolata kisti olarak bilinen kist oluşumlarına da yol açmaktadır. Bu kistler laparoskopik cerrahi ile çıkarılabildikleri gibi hasarlı dokuları ve endometriyozis odaklarını yakmak (koter, lazer) mümkün olabilmektedir. Daha hafif durumlarda ilaç tedavisiyle de sonuç alınabilmektedir. Bu tedavi yöntemleriyle hastalığın gelişimi durdurulabilmekte veya geriletilebilmekte ise de gebelik oluşmayabilir. Bu durumda çocuk sahibi olabilme şansı tüp bebek yöntemi ile yakalanabilir.

Embriyo transferi (ET), genellikle yumurta toplanmasından üç gün sonra yapılır. Ancak sizin için daha uygun olacağı düşünülüyorsa embriyo transferiniz 5. – 6. güne kadar geciktirilebilir. Transferin zamanı, IVF ekibi tarafından size tam olarak bildirilecektir. Transfer için normal gelişen embriyo / embriyolar seçilir. Önerilen çoğunlukla 2-4 embriyonun transferidir. Kesin karar aile ve doktoru tarafından verilir. Çok sayıda embriyonun transferi, birden fazla embriyonun rahimde tutunması ile sonuçlanabilir. Eğer yeterli gelişim gösteren embriyolarınız transferden sonra artmış ise dondurulacaktır. Transfer işlemi oldukça kolay ve ağrısız bir uygulamadır. İçinde embriyolar bulunan çok ince özel bir kateter, jinekolojik muayene pozisyonundaki kadının rahim ağzından geçilerek rahim içine yerleştirilir. İçindeki embriyolar, bir enjektör yardımı ile rahim içine püskürtülür. Transfer sırasında ultrasonografi yardımı ile rahmin görüntülenmesi için mesanenin kısmen dolu olması gereklidir. Ortalama 10- 20 dakika kadar süren bir işlemdir. Transferden sonra size, kullanacağınız ilaçlar, yaptırmanız gereken kan testleri ve dikkat etmeniz gereken konularda bilgi verilecektir.

Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirileceksiniz. Eğer daha sonraki günlerde bu işlem yapılacak olursa embriyolog size telefonla bilgi verecektir.

Özellikle bebeğin büyüme gelişmesi dikkatli izlenmelidir. Ancak aynı zamanda anne adayının tansiyon takibi, kilo alış hızı, kan ve idrar tahlilleri de ihmal edilmemelidir. Anne adayları beslenme ile ilgili özel olarak bilgilendirilmelidir. Bilgilendirmenin çok önemli olduğu diğer durumlar: Gebelik Diabeti, Preeklampsi, Erken doğum eylemidir. Genel olarak ateş, ağrı ve kanamaya neden olan tüm durumlarda hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmaları konusunda herkes bilinçlendirilmelidir. Basit bir tansiyon ölçümüyle ve bazı basit testlerle erken dönemlerde saptanabilen ve tedavisi mümkün olan preeklampsi, geç teşhis konduğunda daha zor tedavi edilebilecektir. Anne adayının ve bebeğin hayatını ciddi bir şekilde riske sokan bu durumun erken tanısı için hiç bir şikayet olmasa bile düzenli olarak antenatal kontrollere gidilmelidir.

Gebeliğinizin tanısı konar konmaz kontroller başlamalıdır. Anne adayı gebelikten şüphelendiğinde veya gebelik testi pozitif olduğunda doktor kontrollerine başlamalıdır. Erken antenatal muayenelerinin amacı risk faktörlerinin ortaya çıkarılarak takip şeması çizilmesidir. Dış gebelik gibi normal dışı gebelik durumlarının tanısını koymak ve son adet tarihine göre belirlenen gebelik haftası ile ultrasonografide saptanan gebelik haftasının birbirine uyumlu olup olmadığını tespit etmek mümkündür. İlk doktor kontrolü çok önemlidir. Yine gebelik yaşının ultrasonla belirlenmesinde hata payının ± 3 gün olması erken doğum kararı verilmesi gereken durumlarda yön verici olmakta, miad geçmesi gibi durumlarda doğum eyleminin doktor tarafından başlatılması gereken tarihin doğrulukla belirlenmesini sağlamaktadır. Erken dönemde başvuramayan anne adayları da gebelik tanısı konar konmaz hemen antenatal muayene için başvurmalıdır. Gebeliğin ilk 3 ayında anne adayının sağlık durumu sorgulanmalıdır. Aslında ideal olarak gebeliğe karar vermeden en az 1-2 ay önce bu taramaların ve folik asit kullanımının başlanması önerilmektedir. Ancak zararın neresinden dönülse kardır diyebiliriz. Gizli guatr, gizli şeker, bulaşıcı hastalıklar, kansızlık, vitamin eksiklikleri araştırılır ve erken dönemde saptandığında başarı ile tedavi edilirler. Gebelik hem anne adayı hem de bebek açısından daha sağlıklı geçecektir.

Gebelikte Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından belli aralıklarla yapılan doktor kontrollerine antenatal (doğum öncesi) muayene adı verilir. Hiçbir şikayeti olmasa bile anne adayının belli aralıklarla doktor kontrolüne gitmesi hem kendi sağlığı hem de gelişmekte olan bebeğinin sağlığı açısından son derece önemlidir. Anne adaylarının büyük bir kısmı hiç bir sorun yaşamadan sağlıklı bir gebelik dönemi geçirir ve tümüyle normal bir doğum sonrası sağlıklı bir bebek sahibi olurlar. Bizim var olma nedenimiz ise sorunsuz seyreden bir gebeliğe müdahalede bulunmak değil, muhtemel bir sorunu erken dönemde saptamak ve geriye dönüşü olmayan bir aşamaya gelmeden gidermeye çalışmaktır.

Önceleri "kötü şansa" veya "kadere" bağlanan anne ve bebek ölümleri, sakat veya ölü bebek doğurma gibi olayların önemli bir kısmı artık kontrol edilebilir hale gelmiştir. Gebelik dönemi boyunca şikayeti olmadığı için hiçbir şekilde uzman hekimle karşılaşmayan bir anne adayı da büyük olasılıkla sağlıklı bir gebelik yaşayacak ve sağlıklı bir bebek sahibi olacaktır. Ancak gebelik dönemi boyunca hiç bir belirti vermeyen veya uzun bir bekleme döneminden sonra ortaya çıkabilen çok sayıda tıbbi durum söz konusudur. Erken dönemde teşhis edildiğinde kolay bir şekilde tedavi edilebilecek çok sayıda hastalık vardır. Bu hastalıklar için geç dönemde yapılabilecekler kısıtlıdır ve anne adayı ve/veya bebek sağlığını tehlikeye sokan durumlar ortaya çıkabilir. Hiçbir şikayet yaratmamasına rağmen sağlıksız giden bir gebeliğin çok sayıda örneği vardır. İdrar yollarında özellikle gebelik döneminde bazı bakteriler hiç bir belirti vermeden sinsi bir şekilde üreyebilirler. Bu durumun basit bir idrar tahlili ile ortaya çıkarılması büyük önem taşır. Ciddi enfeksiyonlar ortaya çıkmadan önlem alınmış olur. Tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonları anne adayı için ateş, böbrek iltihabı (nefrit), böbrek yetmezliği ve bebek için erken doğum ve gelişme geriliği riski yaratacaktır. Sağlıksız gebeliklerin sonlandırılması gebelik ilerledikçe anne adayı için fiziksel ve duygusal açıdan daha fazla zorluklar taşımaktadır.

Eğer bir erkeğin semen örneğinde hiç sperm yoksa (azoospermi) bu durumda doğrudan doğruya mikroenjeksiyon işlemi uygulanamaz. Bu durumdaki erkeklerde dışarıya sperm çıkarılamamasına karşın testis dokusu içerisinde ya da spermi taşıyan kanallarda sperm bulunma olasılığı vardır. Bu hastalarımızdan yapılan ürolojik muayene ve çeşitli tetkikler sonrasında testis dokusu ya da kanallar içerisinde sperm bulunma olasılığı olanlarda testis ya da kanallardan elde edilen spermlerin kullanımı ile mikroenjeksiyon işlemi başarıyla uygulanabilmektedir. TESE (Testicular Sperm Extraction)Semen örneğinde hiç sperm bulunmayan ve aynı zamanda kanallarda da tıkanıklık olmayan erkeklerde yumurtalıklardan (testis) sperm bulma işlemidir. Bu işlem erkekte semen örneğinin tümünde spermlerin hareketsiz olması durumunda (total immotilite) hareketli ya da daha fazla oranda canlı spermler bulabilme umuduylada yapılabilir. TESE yapılacak olan çiftlerde kadından yumurta toplanacağı gün ya da bir gün önce öncelikle erkek ameliyata alınır. Lokal ya da genel anestezi altında doktor tarafından testislerden alınan doku örnekleri laboratuvara gönderilerek içerisinde sperm olup olup olmadığı araştırılır. Sperm bulununcaya kadar ya da sperm olmadığına kanaat getirinceye kadar doku örneği alınmaya devam edilir (Multiple biyopsi, çoklu biyopsi). Eğer sperm bulunduysa kadının yumurtaları toplanarak mikroenjeksiyon işlemi yapılır. Eğer sperm bulunamadıysa kadının yumurtaları toplanmaz ve tedavi basamaklarına son verilir. Yumurtalıkların aşırı uyarılma riskinin (OHSS) olduğu durumlarda TESE işleminde sperm bulunamasa da hastanın eşini koruma amaçlı yumurta toplama işlemi yapılabilir.; Bazı hastalarda bu işlem ameliyata gerek kalmaksızın ince iğne yardımıyla yapılabilmekte ve sperm elde edilebilmektedir (TESA ya da TEFNA).Alternatif olarak kadın işleme hazırlanmadan erkekte biyopsi yapılmakta ve alınan örnek patolojik inceleme yanında sperm olup olmadığının araştırılması için embriyoloji laboratuvarına gönderilmektedir. Bu örnekte sperm gözlenmesi halinde doku dondurularak saklanmaktadır. Bu aşamadan sonra kadın tedaviye girerek yumurtaların toplanacağı gün veya bir gün önce dondurulan doku çözülerek bulunan spermlerle ICSI yapılmaktadır. Burada bir müdahaleyle birden çok deneme yapma şansı doğmakta ve kadın eğer sperm yoksa gereksiz tedaviye ve strese maruz kalmamaktadır. Bu uygulamanın tek ve en önemli dezavantajı çözme işlemi sırasında sınırlı sayıda sperm olan vakalarda spermin bulunamamasıdır Son yıllarda azoospermik erkeklerde testislerden sperm bulunma şansını artırmaya yönelik olarak testislerin açılarak spermlerin yapıldığı kanalcıkların (tübül) operasyon mikroskobu altında incelenmesi şeklinde özetlenebilecek mikro-TESE yöntemi geliştirilmiştir. Bu uygulama merkezimizde üroloji uzmanının işbirliği ile başarıyla kullanılmaktadır. MESA (Microsurgical Epididymal Sperm Aspiration)Sperm taşıyan kanalların doğuştan ya da sonradan geçirilen çeşitli hastalık, travma veya ameliyatlara bağlı olarak tıkanması sonucunda semende hiç sperm bulunmaması (obstrüktif azoospermi) durumunda erkeklerin kanallarından lokal yada genel anestezi altında mikrocerrahi yöntemiyle (MESA) veya direkt ciltten iğneyle (PESA) sperm elde edilmesi işlemidir. Elde edilen spermler daha sonra mikroenjeksiyon işlemi ile kadından elde edilen yumurtaların içerisine enjekte edilmektedir. İrenbe Tüp Bebek Merkezinde tüm bu işlemler bu konularda deneyimli uzman doktorlar tarafından yapılmaktadır. Bu işlemler için merkezimizde yatmanıza gerek yoktur ve her hangi bir sorun çıkmadığı takdirde işlemden sonra bir süre dinlenip evinize gidebilirsiniz. Eğer yapılan uygulama sonucunda gebelik elde edilemezse TESE ya da MESA gibi işlemlerin tekrar yapılması mümkündür.

Miyomlar düzensiz rahim kas dokusu içeren kitlelerdir. Hemen hepsi selim tabiatlıdır ancak 1000 de 1 habaset içerir hale gelirler. Özellikle rahim iç dokusuna (endometrium) 0.5 cm den daha yakın ve baskı yapan tiplerinin alınması gerekir. Yine 4-5 cm den büyük olanlarda kan akımını bozabileceğinden alınmaları tercih edilir.

Kesinlikle olumsuz etkiler. Hem yumurta hem de sperm kalitesini bozucu etkileri vardır.

Yakın ve dikkatli takibe rağmen yumurtalıklar aşırı uyarılabilir (OHSS). Çoğul gebelikler oluşabilir. Kaçınılmaz olarak, yumurta toplama işlemi sırasında metal iğneler kullanılır. Bu da mesane, barsak, rahim, fallop tüpleri ya da damar yaralanmaları için potansiyel bir risk oluşturur. Basit bir problem oluşabileceği gibi hastaneye yatmayı gerektirebilecek içeriye kanama ve / veya enfeksiyon meydana gelebilir. Bu risk 1/1000' den azdır. Karın içi yapışıklıklar ve / veya teknik sebepler yumurtalıklardan yumurta toplamayı engelleyebilir. Yumurta toplama işleminden önce, kendiliğinden yumurtlamanın olmasına bağlı olarak bu işlem yapılamayabilir. Yumurta kistlerinin aspirasyonundan hiç yumurta elde edilemeyebilir ya da elde edilen yumurtaların tümü olgun olmayabilir. Bu da embriyo oluşumunu engelleyebilir. Toplanan yumurtalar normal olmayabilir. Semen örneği çok kötü kalitede olabilir ve işlem için kullanılamayacak özellikler taşıyabilir. Yumurtalar döllenmeyebilir. Döllenen yumurtalar bölünüp embriyo oluşturmayabilir. Embriyolar normal olarak gelişmeyebilir. Eğer embriyolar gelişmiyorsa veya canlı değillerse, çiftle de görüşülerek transfer işlemi yapılmayabilir. Embriyonun rahim içine yerleştirilmesi teknik olarak güç veya imkansız olabilir. Bu istenmeyen durum genelde yapısal (anatomik) bozukluklardan kaynaklanır. Transfer edilen embriyoların bir kısmı ya da hiçbiri rahim duvarına tutunmayabilir. Rahime tutunan (İmplante olan) her embriyo her zaman normal olarak gelişip doğuma kadar ulaşamayabilir. Tıbbi cihaz arızaları, enfeksiyon, insan hataları ya da öngörülemeyen faktörler yumurtaların, sperm örneklerinin ya da embriyoların kaybına veya zarar görmesine yol açabilir.

Sigarayı bırakınız. Birçok çalışma sigara içmenin gebelik oranlarını azalttığını düşündürmektedir. Eğer tamamen bırakamıyorsanız, özellikle embriyo transferinden sonraki dönemde sigara sayısını azaltmanız bile olumlu bir etki yapacaktır. Erkek eşlerinde aynı şekilde ve mümkünse işlemden bir kaç ay öncesinden başlayarak sigarayı bırakması yerinde olacaktır. Danışmadan ilaç kullanmayınız. IVF doktorlarına danışmadan alabileceğiniz yegâne ilaçlar 'acetaminophen' (paracetamol) içeren ağrı kesici (Parol, Tamol v.b.) ilaçlardır. Diğer ilaçlar da alınabilir ancak bir kısmı tehlikelidir; bu nedenle IVF ekibinin bilgisi dışında ilaç kullanmayınız. Nonsteroidal anti-inflamatuvar ilaçların (salisilik asit, naproksen sodyum, indometasin içerenler gibi) IVF siklusu sırasında kesinlikle kullanılmaması gereklidir. Alkol almayınız. Erkekler ve kadınlar yumurta toplama işleminden önce günde iki kadehten fazla alkol almamalıdır. Embriyo transferinden sonra kadın partner tüm alkollü içeceklerden kaçınmalıdır. Sıcak banyo ve saunaya girmeyiniz. Yüksek sıcaklığın, sperm hareketliliği (motilitesi) ve rahimdeki embriyo üzerine olumsuz etkide bulunduğu gösterilmiştir. Erkekler, yumurta toplama işleminden en az 90 gün öncesinden itibaren; kadınlar da embriyo transferinden sonra yüksek sıcaklıktan uzak durmalıdırlar.

Eğer tetkikler sonucunda Tüp Bebek ya da mikroenjeksiyon işlemlerinden birisine geçilmesine karar verilirse ilave tetkikler olarak; Tam Kan Sayımı, Kan Grubu, Sarılık, AIDS, Kızamıkçık vb gibi bazı ek tetkiklerin yapılması gerekli olacaktır. Çift ile sorunları hakkında görüşüldükten sonra her açıdan detaylı bir fizik muayene yapılır. Utanma duyguları ile doktora doğru bilgiler vermemek gereksiz birçok uygulamaya ve maddi yüke neden olabileceğini unutmayın. Yapılan değerlendirme sonucunda ve belirlenen nedene göre sizin için en uygun olan tedavi yöntemi belirlendikten sonra size bu tedavi yöntemi konusunda detaylı bir açıklama yapılacak ve uygun zamanda tedavinize başlanacaktır.

Sağlıklı bir çiftin, bir ayda gebe kalabilme şansı % 20' dir. Bu şans yardımcı üreme tekniklerinin her uygulanması için % 50'lere kadar çıkabilmektedir. Ancak cesaret verici bu sonuçlara rağmen başarılı bir gebelik ve çocuk doğurma konusunda hiçbir IVF programı, çoklu uygulamalarda dahi garanti veremez. Başarıyı birçok faktör etkiler. Yalnızca hasta yaşı, infertilite nedeni ve IVF ekibinin tecrübe ve yeteneği ile sınırlı değildir. İlk tüp bebeğin doğumunun üzerinden yirmi yıldan fazla zamanın geçtiği günümüzde 'yardımcı üreme teknikleri' ciddi ilerlemeler göstermiştir. Bu da gebelik oranlarına ve canlı doğan bebek oranlarına olumlu olarak yansımıştır. IVF sonucunda doğan bebeklerin, doğumsal anormallikler, genetik anormallikler, zeka problemleri v.b. açısından doğal yollarla olan bebeklerden farklılık göstermedikleri düşünülmektedir. Ancak çoğul gebelikler prematür doğum ile sonlanabilir. Buna bağlı olarak oluşacak sorunlar IVF gebeliklerinde daha sık gözlenebilir. IVF gebelikleri genelde sağlıklı doğum ile sonuçlanırken, doğal yollar ile oluşan gebeliklerle aynı oranlarda düşük ya da ölü doğum ile de sonuçlanabilir. Dış gebelik riski IVF gebelikleri için de söz konusudur. Birden fazla embriyo transferlerinde rahme yerleşmiş bir embriyo ile birlikte dış gebelik de söz konusu olabilir. Buna 'heterotopik gebelik' denir. Bu durumda rahim içindeki gebeliği korurken dış gebeliği tedavi etmek olasıdır.

Aşılama tedavisi oldukça eski yıllara dayanan bir yöntemdir. Eş spermi özel tuzlu çözeltiyle yıkanır ve santrifüjden geçirilir daha sonra değişik toplama yöntemleri ile hareketli spermler ölü doku, hücre ve akıntılardan ayıklanır. Böylelikle ince bir kateter yardımı ile büyük bölümü hareketli ve kaliteli spermler doğrudan rahim içine verilir. Normal sperm parametrelerinde de bu işlem yapılırken toplam ileri hareketli sperm sayısı ve spermin yapısı ile kadın eşin yaşı ve sigara kullanımı başarıyla doğrudan ilişkili parametrelerdir. Aşılama tedavisi 3-4 denemeden fazla önerilmez zira 4. Denemeden sonra yeni denemelerin gebelikle sonuçlanmaları nadirdir. Her iki tüpü de tıkalı hastalara aşılama tedavisi yapılmaz. Tek tüpün açık olduğu durumlarda laparoskopi ile durumun tespiti önem arz eder. Tek tüpü tıkalı hastalarda daha düşük olmakla birlikte gebelik şansı vardır.

Dış gebelikve mol gebeliğiolguları erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Oysa bu iki durumda da erken tanı ile tedavi başarısı çok yüksektir. Bu dönemde yapılan basit bir muayene ve ultrason incelemesi normal dışı seyreden gebeliğin tanısını koymak ve önlem almak için yeterlidir. Doğduğunda yaşaması kesinlikle mümkün olmayacak sakatlıklar (mesela ansefali-bebeğin beyin dokusunun gelişmemesi) erken dönemlerde yapılan bir ultrasonincelemesiyle teşhis edilebilir ve bu gebelik anne adayını riske sokmadan sonlandırılabilir. Bu inceleme yapılmadığında ise bebek sakat olmasına rağmen gebelik sonuna kadar gidebilir. Erken dönemden itibaren ultrason taramalarına başlanması bu anlamda önemlidir. İlk trimester (gebeliğin ilk 3 ayı) ultrason taraması ve ikili tarama testi ile kromozomal hastalıklara karşı risk araştırılmaktadır. Şüpheli durumlarda Prenatal Tanısınırları giderek genişleyen yeni bir bilim dalı olarak anne adaylarına hizmet vermektedir.

Yumurta toplama, hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.

Yumurta toplama işlemlerinin hemen hemen tamamı vajinal yoldan yapılan ultrasonografi yardımıyla (transvajinal ultrasonografi) gerçekleştirilir. Diğer girişim yolları ise laparoskopi ya da transabdominal ultrasonografi yardımıyladır. Transvajinal metodta yumurtalıklar, vajene yerleştirilen bir ultrasonografi probu ile görüntülenir. Vajen duvarından geçerek yumurtalığa doğru ilerletilen bir iğne aracılığı ile buradaki folliküllerin içindeki sıvı aspire edilir. Bu sıvı ile birlikte gelen yumurta mikroskop altında bulunarak toplanır. Bu işlem genelde 30 dakikadan daha kısa sürer. GnRH analogları folliküllerin beklenenden önce çatlamasını (rüptüre olmasını) engellemek için kullanılırlar. Ancak ender olarak bunu başaramayabilirler, folliküller yumurta toplanması işleminden önce rüptüre olur ve yumurtalar karın boşluğuna dağılır. Bu olaya kendiliğinden yumurtlama (spontan ovulasyon) denir. Bu durumda uygulama iptal edilir. Genel anestezinin bir türü olan intravenöz genel anestezik ilaçlar kullanılarak uygulanır. Hasta tam bir uyku halindedir ve çevresinde olanlardan habersizdir. Bu tip anestezide genelde solunumu sağlamak için solunum yoluna tüp yerleştirilmesi (entubasyon) gerekli değildir. Bu işlem, bir anestezi uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

Kadının adet düzeni, yumurtlama hakkında önemli ipuçları içerir. Düzensiz ya da anormal yumurtlama tüm infertil kadınların % 25’inde saptanır. Bazal vücut ısısı takibi, yumurtlamanın olup olmadığının saptanması için basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonu rahim içini, adetten 12 – 16 gün öncesinde döllenmiş yumurtanın tutunmasına hazır hale getirir. Bazal vücut ısısı için kadın her gün uyandıktan sonra yataktan kalkmadan, ağızdan vücut ısısını ölçerek, adet gününe göre kaydeder. Normalde yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan bir dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Ancak yumurtlama olmazsa ısı değişimi olmaz. Bu takip, soğuk algınlığı gibi vücut ısısını etkileyen birçok faktörden etkilenebileceğinden kesinlik taşımaz. Doktorunuz yumurtlamanın takibi için sizden, yumurtlamayı uyaran ve salgılandıktan sonra idrarla atılan ‘luteinize edici hormonu’ (LH) saptayan özel idrar çubuklarını kullanmanızı isteyebilir. Beklenen adetten 1-3 gün önce rahim iç yüzünden alınan (endometrial) biyopsiler yumurtlamanın olup olmadığı konusunda yardımcıdır. Biyopsi işlemleri ile progesteron hormonunun yeterli salgılanıp salgılanmadığı da değerlendirilebilir. Ancak günümüzde yerini yumurtlamanın varlığını gösteren progesteron hormonu düzeyinin kanda ölçümü almıştır. Ultrasonografik takipler ve 28 günde bir adet gören kadınlarda 19 – 24. günler arasında yapılan kanda progesteron hormon düzeylerinin ölçülmesi, yumurtlamanın varlığını teyit etmeye yardımcı olur. Yumurtlama ilaçları ile kadınların yaklaşık % 80’ninde yumurtlama sağlanabilir. Başka bir neden yok ise ilk altı yumurtlama tedavisi döneminde çiftlerin yarısından fazlası gebe kalabilir.

Jinekolojik muayene bu amaçla geliştirilmiş özel muayene masalarında yapılmaktadır. Muayeneye başlanmadan önce idrar torbasının boşaltılması yararlı olacaktır. Jinekolojik muayeneye ilave olarak meme muayenesinin de yapılmasını önermekteyiz. Jinekolojik muayeneye ve bunun gibi anormallikler var mı, not edilir. Daha sonra vagina içinin izlenmesine olanak veren spekulum muayenesine geçilir. Bu alet ile vagen duvarları bir birinden ayrılabilir. Ilık ve kayganlaştırılmış spekulum vagen içersine doğru ilerletilir ve bu sırada vagen duvarları, vaginal akıntı, akıntı varsa bunun özellikleri izlenir. Sonrasında spekulum vagina tepesindeki rahim ağzına ulaşır. Rahim ağzı (serviks) değerlendirilir. Servikal ektropion, erozyon, servikal akıntı, rahim ağzı kanseri bu muayene ile tespit edilir. Bu aşamada rahim ağzı bölgesinden smear denilen bir test için örnek alınır. Bu işlemlerin hiçbir aşamasında ağrı hissedilmez. Vaginanın genişliği, esnekliği, vaginaya doğru idrar torbası (sistosel) veya barsaklardan (sistosel) olan bir fıtıklaşma var mı, değerlendirilir. Bu fıtıklaşma ve rahim sarkması olayı bir de ıkınma anında gözlenir. Ultrason değerlendirmesinin jinekolojik muayenede çok önemli bir yeri vardır. Jinekolojik ultrason ile alt karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir. Ultrasonla rahimim yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, myomlar, saptanabilir, aynı zamanda rahim iç zarı ( endometrium) değerlendirmesi de yapılarak gerekli bilgiler edinilir. Aynı şekilde her iki yumurtalık da ultrasonla tespit edilir. Yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri ve tümörleri ultrasonla saptanır.

Rahim ağzında kanser öncüsü değişiklikleri saptamaya yönelik yapılan bir tarama testidir. 18 yaşını aşmış, aktif cinsel hayatı başlamış kadınlarda senede bir kez yapılması öneriliyor. HSV, HPV gibi virütik enfeksiyonu olanlara, rahim ağzında daha önceden saptanan düşük veya yüksek dereceli lezyonu (CIN) olanlara ise 6 ayda bir yapılması öneriliyor.

Yapılması oldukça basittir ve ağrı olmaz. Normal jinekolojik muayene sırasında bir fırça yardımıyla rahim ağzından dökülen hücreler toplanarak ince bir cama yayılır ve fikse edilir. Patolog tarafından da mikroskop altında incelenerek raporlanır. Cama fikse etmeden firçanın direk alkollü kaba yayılarak gönderildiği thin prep yöntemi ise yanlış negatiflik (yani hastalık varken yok demek) oranını %4 lere düşürmüştür. Bu yöntemle rahim ağzı kanserine neden olduğu gösterilmiş HPV virüsünün de tipleri belirlenebilmektedir.

En uygun dönem adet bitimi sonrasındaki haftadır. 2-3 gün öncesine kadar cinsel iliski olmaması, vajinal fitil veya krem kullanmamış olmak, vajinal duş yapmamış olmak gerekiyor. Ayrıca vajinal kanama ve yoğun akıntılı vajinal enfeksiyon durumlarında sonucu etkileyebileceği için smear alınmıyor. Menopozda da senelik mammografi ve kemik ölçümü ile beraber smear testinin de ihmal edilmemesi gerekiyor. Mümkünse gebelik öncesi yapılması daha uygun olsa da gebelik başında da daha önceden smear alınmadıysa muhakkak öneriyoruz çünkü gebelikte en sık görülen genital kanser maalesef rahim ağzı kanseridir. Gebelikte alınan smear testinin sanılanın aksine bebeğe ve anneye de hiç bir zararı yoktur.

Tüp bebek tedavilerinde en önemli faktörlerden biri laboratuar koşullarıdır ve tedavinin başarısında çok kritik bir rol oynamaktadır. Laboratuvardan maksimum verimin elde edilmesi öncelikle iyi planlanmış bir düzenli bir laboratuvar, ileri teknolojik ekipman, deneyimli embriyologlar, titiz bir çalışma ve ciddi bir kalite kontrol sisteminin kurulması ile mümkündür. Başarıyı belirleyen unsurlar her zaman detaylarda gizli olduğundan çalışma ortamı ve cihazların düzenli ve sık aralıklarla kontrol edilmesi ve aksaklıkların anında giderilmesi zorunludur.

Tüp bebek tedavisinde Transfer edilecek embriyo sayısı 1-2 arasında değişmektedir. Embriyo sayısı belirlenirken kadının yaşı, embriyoların kalitesi ve daha önceki IVF denemeleri göz önünde tutulmaktadır. Türkiye’ deki ilgili yönetmeliğe göre 35 yaşın altında ilk iki (2) tüpbebek tedavisinde 1 adet, sonrasında en fazla 2 adet embriyo transfer edilebilinir. 35 Yaş ve üstünde ise geçmiş IVF denemelerine bakılmaksızın en fazla 2 adet embriyo transfer edilebilinir.

Embriyo transferinin hangi gün yapılacağına karar vermeden önce, embriyoloji ekibi ve doktorlar mutlaka birlikte hasta profilini gözönünde bulundurarak karar vermelidir. Embriyo transferine karar verilirken belli başlı unsurlara dikkat edilmesi gerekir. Öncelikle her hasta kendi içinde özel olarak değerlendirilip, tüp bebek tedavisine hangi nedenle karar verildiği, daha önce denemeleri varsa sonuçları, kadının yaşı, embriyo gelişim özellikleri, PGT (preimplantasyon genetik tanı) yapılıp yapılmayacağı, elde edilen yumurta ve gelişen embriyo sayısı ve embriyonun günlük gelişimleri değerlendirilip hangi gün transfer yapılacağına karar verilir.Embriyo transferi en erken 2. günde en geç ise 6. günde olmak üzere 2, 3, 4, 5 ve 6. günlerde yapılabilir.

Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar dondurularak saklanabilir. Transfer edilmeyen ancak gebelik şansı yüksek olan ve iyi kalitede gelişim gösteren bu embriyolar dondurularak (Dondurulan embriyolar beş seneye kadar çiftlerin yazılı izni alınması koşuluyla saklanabilmektedir) ileri bir dönemde kullanılabilmektedir. Böylelikle daha basit bir yöntemle çiftlerin yeni bir tüp bebek tedavisinin getireceği maddi ve tıbbi külfetleri azaltılabilmektedir.

Embriyo seçiminde daha iyi embriyoyu belirleyebilmek adına, beşinci güne kadar laboratuvarda takip edilen ve gebelik potansiyeli daha yüksek olan embriyodur. Yumurta ve sperm hücresinin döllenmesinde oluşan zigot (döllenmiş yumurta) bölünerek çoğalmaya ve gelişmeye başlar. Bu normal gebeliklerde de tüp bebek ile oluşan döllenmede de aynı şekilde olur. Yumurta döllenmeden sonra bölünerek 2 hücreli, 4 hücreli, 8 hücreli hücre topluluğu halini alır. İkinci, üçüncü günlerde 4-8 hücreli ve içerisinde boşluk olmayan bir hücre yumağı halindedir. Döllenmeden sonraki 5. güne gelindiğinde içerisinde bir boşluk içeren etrafı hücrelerle çevrili bir hal alır, bu haline blastosist denir. Normal yolla oluşan gebeliklerde blastosist embriyonun rahim duvarına tutunmadan hemen önce aldığı haldir.

Öncelikle embriyo dondurma/çözme tedavilerinin etkin kullanılabilmesi için tedavi hizmeti veren merkezde çok iyi bir kriyoprezervasyon hizmetinin verilmesi gerekmektedir. Ancak sonuçtan istenilen başarıyı elde edebilmek için teknolojik altyapıdan, embriyologların deneyimine kadar birçok etken söz konusu olabilmektedir. Gelişmiş teknolojik altyapı koşullarıyla birlikte, dondurulacak embriyo kalitesi ve seçimi ilk aşamada çok önem taşımaktadır. Sonrasında ise dondurma sırasında kullanılacak yöntem ve embriyologların deneyimi gelmektedir. Bu etkenlerden dolayı birçok tüp bebek merkezi embriyo dondurma ve çözme hizmeti vermesine rağmen tedavideki başarı oranları arasında ciddi farklılık göstermektedir. İyi ve kaliteli bir tüp bebek merkezinde embriyo dondurma şansı verilen hasta sayısı yüksektir. Bununla birlikte daha da önemli noktalardan biri dondurulup çözülen embriyolar ile elde edilen gebelik şansı en az taze embriyolar ile gerçekleştirilen tedaviler kadar ve hatta tedavi daha doğal bir rahim ortamında yapıldığı için daha yüksektir.

Teknolojik imkanlarla birlikte bugün embriyo dondurma önerilen hasta profilinde de değişiklikler yaşanmaktadır. Geçmiş yıllarda belirli sayıda ve kalitede embriyosu olan çiftlere önerilen bu yöntem artık tek bir kaliteli embriyosu olan çiftlere de önerilebilmektedir. Önemli olan embriyonun gelişim düzeyi ve kalitesinin uygun olmasıdır. Embriyo dondurma seçeneği sadece tedavi sonrası arta kalan embriyoları olan çiftlerin yanında tedavinin durdurulması veya ertelenmesi gereken durumlarda kullanılan etkin bir çözüm olmaktadır. Örneğin, Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) adı verilen yani kadının tedavi gördüğü sırada yumurtalıklarının kullanılan hormon ve ilaçlara aşırı yanıt vermesi durumunda gelişen tüm embriyolar erken gelişim aşamalarında dondurularak saklanabilmektedir. Böylece hastanın klinik tablosu normale döner dönmez embriyolar çözülerek transfer işlemi gerçekleştirilmekte ve böylece yüksek gebelik oranları elde edilebilmektedir. Bazı klinikler ayrıca yumurta gelişimi amacıyla hormon/ilaç kullanımı yüksek dozlarda olan ve bu sebep ile rahim içi zarının embriyoyu tutma kapasitesinin düştüğünü düşündükleri olgularda veya tedavi sırasında rahimde gözlenen ve embriyonun tutunmasını engelleyici yapıların varlığında (myom, polip vb.) da embriyo dondurmadan yararlanmaktadır. Bu durumda tüm embriyolar dondurulmakta ve problemlerin/engellerin ortadan kaldırılmasından sonra rahim daha sağlıklı ve doğal ortamına ulaşınca embriyolar çözülerek transfer edilmektedir. Bu yöntemle de yüksek gebelik oranları elde etmek mümkün olabilmektedir. Embriyo dondurma yönteminin faydalı olduğu bir başka yaklaşım ise embriyolarında genetik tanı yapılması planlanan çiftlerdir. Yüksek genetik bozukluk riski taşıyan fakat tedavide sınırlı sayıda yumurta ve embriyo elde edilebilen çiftlerde gelişen embriyolar dondurulabilmekte, birden fazla kez yumurta geliştirme ve embriyo elde etme işlemlerinden sonra dondurularak biriktirilen embriyolar birlikte genetik inceleme aşamasına alınmaktadır. Böylece genetik test maliyeti de ciddi oranda azaltılabilmektedir.

Tıpkı embriyolarda olduğu gibi yumurtalarında dondurularak saklanması ve daha sonra çözülerek embriyo oluşturulması mümkündür ve günümüzde başarı ile uygulanmaktadır Daha genç yaşlarda alınarak başarıyla saklanan yumurtalar ileriki yıllarda bebek isteyen anne adayları için adeta zamanı durdurmakta , yumurtanın yaşı aradan geçen yıllara rağmen hastadan ilk alındığı yıllarda olduğu kadar sağlıklı kalmaktadır. Ülkemizde hangi tıbbi durumlarda kadınların yumurtalarını (oositler) dondurmak için başvurabileceği Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. 30 Eylül 2014 tarihinde yayınlanan bir yönetmelik ile evli olmayan ancak yumurtalık rezervi azalmış, henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikâyesi bulunan kadınlar yumurtalarını dondurarak saklatabilecektir. Bu durumun üç uzman tabipten oluşan sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda yumurtalar dondurulabilmektedir. Ayrıca, kemoterapi ve radyoterapi gibi oosit hücrelerine zarar veren tedavilerde veya üreme işlevinin kaybedilmesine yol açacak ameliyatlar öncesinde (yumurtalıkların alınması gibi) oositlerin dondurulması mümkündür. Yumurta dondurulması aynı embriyolarda olduğu merkezimizde vitrifikasyon (camlaştırma) yöntemi ile uygulanmaktadır. Bu amaçla kullanılan solüsyon ve protokollerdeki iyileşmelerle artık taze denemelere benzer sonuçlar elde edilmektedir. Dondurulan oositler, ilgili yönetmelikteki sınırlama çerçevesinde, en fazla 5 sene saklanabilmektedir. Fakat Sağlık Bakanlığı’na dilekçe ile uzatma talebinin iletilmesi halinde bu sürenin uzatılabileceği de belirtilmiştir.

Yakın bir zaman öncesine kadar sadece belirli kromozomların incelenmesi yapılabiliyorken artık günümüzde genetik ayıklama yöntemi ile tüm kromozomlar detaylı olarak incelenebiliyor. Kapsamlı kromozom analizi tüp bebek uygulamalarında embriyoların rahme transferi öncesinde gerçekleştirilen ve embriyoların FISH yöntemi ile sadece seçilmiş belirli kromozomlar için değil, mevcut tüm kromozomlar yönünden (24 farklı kromozom) incelenebildiği bir yöntemdir. İncelenen tüm kromozomlar yönünden normal bulunan bir embriyo her zaman gebelik oluşturur mu? Kromozomal bozukluk nedeni ile gebelik oluşmaması, veya oluşan gebeliğin erken dönemlerde kaybedilmesi riski her yaşta yaşanabilecek bir durum. Fakat kadın yaşının özellikle 35’in üzerinde olduğu çiftlerde özellikle ciddi olarak artmakta. Bu nedenle genetik ayıklama ile normal embriyoların seçilmesi bu riski belirgin oranda azaltıyor. Diğer taraftan gebelik oluşması için sadece genetik olarak normal bir embriyo elde etmek yeterli değil. Sağlıklı bir rahim dokusu da gebelik oluşması için olmazsa olmaz bir kriter.

Bugün pek çok klinikte verilen PGT hizmeti “Floresan In Situ Hibridizasyon” (FISH) adı verilen bir teknik ile uygulanır ve bu teknikte embriyolar genellikle sadece seçilmiş kromozomlar (5, 7 veya 9) yönünden incelenir. İncelenecek kromozomlar canlı doğum ile sonuçlanabilecek genetik bozuklukları veya erken dönem düşüklerde yüksek oranda gözlenen kromozom problemlerini kapsadığından 9 kromozomun tarandığı PGT uygulamalarında embriyoda oluşabilecek kromozomal bozuklukların %60-80’i tespit edilebilmektedir. Bununla birlikte kalan %20-40’luk bir kromozom bozukluğu bu teknik ile tespit edilemediğinden 9 kromozom yönünden incelenmiş ve “normal” bulunmuş bir embriyonun gebelik oluşturamamasının altında bu incelenemeyen kromozomlardaki bir bozukluk yatabilmektedir. Kapsamlı kromozom taraması ile tüm kromozom bölgeleri detaylı olarak görülebildiğinden, incelenen 24 farklı kromozom yönünden normal olan bir embriyonun transferi ile gebelik oranlarında da bir artış sağlanabilmektedir.

Tüp bebek laboratuvarımız hastalarına dünya standartlarında bir hizmet sunabilmek ve güvenilir bir şekilde sürekli artan bir başarı oranına ulaşmak için alanındaki tüm yenilikleri takip etmekte ve bunları uygulamaya koymaktadır. Bu amaçla Sürekli Embriyo İzleme Sistemi Tüp Bebek Laboratuvarımızda kullanılmaya başlanmıştır. Embriyo izleme sistemi embriyonuzun dış ortama fazla maruz kalmadan gelişmesini sağlamaktadır. Embriyo takip sistemi bize embriyonun bölünme hızına göre rahim içerisine tutunma potansiyeli yüksek olan embriyoyu göstererek gebelik oranlarını arttırmamızı sağlar. Günümüzde kullanılan sistemlerle embriyo belirli günlerde ve sürelerde inkübatör denilen cihazların içerisinden çıkarılarak kontrol edilmektedi, bu da embriyonun dış ortama fazla maruz kalmasına sebep olmaktadır. Dış ortama fazla maruz kalan embriyonun kalitesi ve rahim içerisine tutunma potansiyeli düşmektedir. Embriyo takip sisteminde bu risk tamamen ortadan kalkmakta inkübatör içerisinden embriyo çıkartılmadan ekrandan izlenmektedir. Embriyo takip sistemi sayesinde embriyolarınızın gelişimini anlık izleyebiliyor dilerseniz embriyonuzun bu muhteşem yolculuğuna siz de tanık olabiliyorsunuz.