KANSER TANILI KADINLARDA ÜREME SAĞLIĞININ KORUNMASI

Üreme çağı ve öncesinde, bir diğer deyişle 45 yaş altı kadınlarda kanserlerin görülmesindeki artışın hepimiz farkındayız. Bunda çevresel faktörler elbette önemli yer tutuyor. Ancak tanı konulmasından sonraki süreçte psikolojik ve bedensel değişiklikler, özellikle sadece kanser tedavisine odaklanılması, bu “genç hanımlarda” üreme ile ilgili beklentilerin ihmal edilmesine ve kanser tedavisi sonrası bunun pişmanlığının yaşanmasına yol açabiliyor.

Bu yazıda kanser tanısı almış kadınlarda da “üremenin korunması” konusunun ihmal edilmemesine dikkat çekmek ve bu konuda neler yapılabileceğini soru cevaplar şeklinde sunmak istiyorum. Şu notu da yazıma başlamadan önce düşmek isterim; kadın-doğum hekimi olarak kadınları burada ele almakla birlikte üreme potansiyelinin korunması herkes için önemlidir. Kanser tanısı alan kişilerde takım çalışması şarttır; yani kanser ile ilgilenen hekimler (onkologlar), çocuklarına bu hastalığın geçip geçmemesi açısından genetik danışmanlar, üremenin korunması açısından ilgili hekimler (kadın-doğum hekimleri, ürologlar), karar verme aşamasında ruh sağlığı ile ilgili kişiler danışmanlar (psikologlar) hastalara uyum içinde yardımcı olurlar.

Kanser tanısı alan kişilerde yumurtalıkların çalışması nasıl etkilenir?

Uygulanması gerekli olan tedaviler üreme sağlığımızı etkiler. Bunlar temelde ameliyat, kemoterapi (kansere yönelik ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) şeklinde özetlenebilir.

Ameliyat; Temelde kanser tedavisi için uygulanacak ameliyat yumurtalıkların alınmasını gerektiriyorsa, elbette üreme sağlığı bozulacaktır.

Kemoterapi (kansere yönelik ilaç tedavisi);

Kemoterapi ilaçları, yumurtalıklarda hücre çoğalmasında ve eşey hücrelerinin minik yapılarında (DNA kırıkları ile) olumsuz etki gösterirler. Ayrıca yumurtalıklardaki kan damarlarında değişiklikler (stromal fibrosis) yaparak da yumurtalıkları etkilerler.

Bu ilaçların etkisi yumurtalıklara hiç etki olmamasından yumurtalıkların tamamen çalışmasının durmasına dek değişir. Bu kadar farklı etkilerin görülmesi 4 önemli faktöre bağlıdır: kadının yaşı, yumurtalıklarında yumurta miktarı (yumurta rezervi), verilecek olan ilacın ne olduğu, ilacın dozu.

Özellikle ilk adet kanamasını henüz görmemiş kız çocuklarında yumurtalıklar ilaçlara karşı korunaklıdır. Yaşın ilerlemesi ve yumurta rezervinin azlığı ne kadar fazla ise kemoterapi ilaçlarının etkisi o kadar fazla olur.

Kemoterapi ilaçlarından en çok olumsuz etkileyenler alkilleyici ajanlar ve platinium bileşikleridir. Ancak bu ilaçlar kanser tedavisi için kullanılması gerekirse elbette kullanılacaktır.

Radyoterapi (ışın tedavisi);

Yumurtalar ışınlara duyarlıdır. Yaş, ışın dozu ve ışın süresi ışının yumurtalıklara olan etkisini belirleyen faktörlerdir.

Yaş ilerledikçe yumurtalık çalışmasını sonlandıran ışın dozu azalmaktadır. Yani, örneğin 10 yaşında bir kızda 18.4 cGy (centigray) ışın dozu yumurtalık çalışmasını sonlandırırken, 40 yaş üzerinde 6cGy doz yumurtalık çalışmasını sonlandırabilmektedir.

Yumurtalıklarımızın çalışması kemoterapi sonrası normale dönebilir mi?

Kısa cevap evet. Ancak bu bazı koşullara bağlıdır. Yukarıda belirtildiği üzere bunu belirleyen yaş, yumurta rezervi (ne kadar yumurtamızın olduğu), kullanılan kemoterapi ilaçları ve dozudur. 40 yaşın üstündeki kadınlarda bu ihtimal %10larda iken, 40 yaşın altındaki kadınlarda bu %25-50 civarında olabilmektedir.

Tanı aldıktan sonra üreme sağlığımı –doğurganlığımı korumak- için ne yapabilirim?

Üreme sağlığımızı korumak için yapılabilecekler şu şekilde sıralanabilir,                                                              Karın bölgesini ilgilendirebilecek ışın tedavisi öncesi ameliyatla yumurtalıkların karın içinde yan taraflara (ışın sahasının dışına) doğru çekilmesi                                                                                                                    Yumurtalık dokusu dondurulması                                                                                                                Yumurta/embriyo dondurulması

Günümüzde en sık başvurulan metot yumurta veya embriyo dondurulmasıdır. Yumurta dondurulması, kanser tanısı almış hastalarda uygulanabilirken, embriyo (sperm ile döllenmiş yumurta) dondurulması sadece evli çiftlere uygulanabilmektedir.

Yumurta veya –evli olanlarda- embriyo dondurma nasıl uygulanıyor?

Kısaca tüp bebekte uygulanan şekilde. Bunu şöyle açıklamak olası; normalde her ay yumurtalıklarımızda yumurtlanacak olan yumurta dahil bir grup yumurta hücresini içeren yumurta keseciği (follikül) belirir. Tedavide bunların tümünü geliştirmek amacıyla genellikle hap ve iğneler (karından cilt altına uygulanan) verilerek yumurtaları içeren kesecikler (ve içindeki yumurtalar) geliştirilmeye çalışılır. Özellikle bazı kanser olgularında (örneğin meme kanserli olgularda) klasik tüp bebek tedavisinden biraz daha farklı (östrojen karşıtı hapın kullanıldığı) ilaçlar tercih edilmektedir. Bu hap+iğne tedavisi yaklaşık 10-12 gün sürmektedir. Yumurta kesecikleri (folliküller) belli bir büyüklüğe ulaştıklarında tetikleme iğnesi verilip belli bir saat sonra yumurtalar ultrason eşliğinde vajinal veya karından toplanır. Eğer sadece yumurta dondurulacak ise, olgunluklarına göre değerlendirilip uygun bulunanlar -196 0C’de dondurulur. Eğer evli kişiler embriyo donduracak ise klasik tüp bebek yöntemi şeklinde eşten alınan sperm hazırlığı sonrası toplanan yumurtaların döllenmesi sağlanır. Ertesi gün (16-18 saat sonra) döllenme kontrolü ve takipler sonrasında embriyonun 3. veya 5. günü -196 0C’de dondurulur.

Yumurta veya embriyo dondurmak için adet kanamasının başlangıcını beklemek şart mı, bu durumda kanser tedavisine başlamak için zaman kaybedilmez mi?

Adet kanamasının başlangıcını beklemek şart değil! Tüm dünyada uygulandığı üzere ülkemizde de herhangi adet gününde –eğer yumurtalıkların değerlendirilmesinde belirgin bir anormallik yok ise- yumurta veya embriyo dondurmak için tedavide kullanılan ilaçlara başlanabilir. Eskiden geliştirilebilecek yumurta taslaklarının sadece adetin erken döneminde olduğu düşünülmesine karşın güncel veriler adet döngüsünün herhangi bir döneminde bu yumurta öbeklerinin olabildiği ve geliştirilebildiğini bizlere göstermiştir. Adet döngüsünün herhangi bir zamanında bu tedaviye başlanmasına “random start” (rastgele başlangıç) adı verilmektedir.

Meme kanseri veya diğer kanserlerde yumurta/embriyo dondurmak için kullanılan ilaçlar kanserin ilerlemesine neden olur mu?

Kısa cevap hayır. Bu güne dek yapılan çalışmaların sonuçları güven vericidir. yukarıda detaylı açıklanan kısa süreli tedavide kanserin ilerlemesi gösterilmemiştir.

Kemoterapi veya radyoterapiden sonra ne zaman gebelik düşünebilirim?

Kanser tedavisinden sonraki gebelikte çocuğum sağlıklı olur mu?

Kemoterapiden 6 ay geçtikten sonra olan gebelik ve yumurta toplama işlemlerinin güvenliği olduğu bilinmektedir. Bu süre sonrasında olan gebelikler doğumsal veya genetik anormallikler, düşük gibi durumların risklerinde artış görülmemektedir.

Kadın olarak doğurganlık potansiyelinin korunması ya da genel anlamda kadının üreme hormonlarının korunması aldığı tanı ne olursa olsun bizim önemsememiz gereken konulardan biridir. Bunun için tanı ile birlikte kadın hastalıkları hekimlerine danışılmasının gerekliliği nettir.

Hepimize sağlıklı dolu günler dileği ile…

Prof. Dr. Ümit İnceboz