blog image
Kızım Benim; CAN YOLDAŞIM, YOL-YOLDAŞIM, HAYAT KAYNAĞIM

Hayat enerjisi ile dolu, yerinde duramayan, konuşmayı seven, kızına âşık, renkli bir Anne… Sevgili Ayşe hanımla çekimleri yapacağımız gün konusunda uzlaşmaya varmakta biraz zorlansakta, sonuç böyle güzel olduğu için mutluyuz. Kızı ile her gününü dolu dolu yaşayan, her şeyi birlikte yapmayı seven Ayşe hanım duygularını bizlerle paylaştığında biz çok keyif aldık. Tüm samimiyetiyle kalbini bizlere açan Anne&kızın hikâyesini sizlerinde tebessümle okuyacağından eminiz…

 

 

Devamını Oku

Annelik nasıl bir duygu?

Klişe olacak ama tarifsiz bir duygu… Anne olmak, insanın kalbini, ruhunu, bedenini kaplayan muhteşem bir sevgi haresi olmakla beraber:

-Hep bir kalp sızısı,

-Yetememe duygusu ( Beraberinde rahmetli annem gibi olamama korkusunu da barındıran belki de L…)

-Kaybetme korkusu,

- Garip bir çelişki yumağı (örneğin; hem sağlıklı olsun büyüsün istiyorsunuz, hem de küçük kalsın, habire öpüp koklayayım istiyorsunuzJ)

- Bir arkadaşımın dediği gibi vicdan sorgulaması galiba…

Anne olunca hayatınızda neler değişti?

Çok şey.. (Yıllarca süren uykusuzluktan bahsetmiyorum hiç! :) ) En önemlisi daha TEDBİRLİ ve TEMKİNLİ olmaya başladım… YAMAÇ PARAŞÜTÜ yaptığımı duyup şaşıran bir müşterim artık yapamazsın diye iddiaya girmişti hatta! :)

Kızınızı kucağınıza ilk aldığınızda neler hissettiniz?

Kızım TÜP bebek değildi ama tam anlamıyla ŞOK bebekti, MUCİZEYDİ benim için!

Arkadaşlarımın dediği gibi onların çocuklarına verdiğim sevginin sonucuydu belki (Ya da duaları) ya da ana-babama bakıp kardeşimi de evlendirdikten sonra işim bitmişti ve zamanı şimdi demişti yaradan! Her ne sebepse Rabbime binlerce şükür…

Yukarıda belirttiğim gibi, bu da bir çelişkiler yumağıydı sanki J.Genelde hamile kadınların çoğu doğurup kurtulmak ister bense bir taraftan o bağ hiç kopmasın istedim. Çok olağanüstü bir duygu. İçinizde bir canlı var… Onunla iletişimdesiniz,tekmeleri tepkileri mesela(Bazıları için ürkütücü olsa da!), sizin bir parçanız olduğu için sizi anlıyor, aynı anıları paylaşıyorsunuz, o her gittiğiniz yerde ve hayat arkadaşınız olmuş oluyor bir nevi. Kızım 40 haftalık olmasına rağmen, dünyaya teşrif etmek istemeyince mecburen sezeryan oldum.Her anına şahit olmak için Epidural Anestezi’yi tercih ettim.Zaten her şey çok hızlı gelişti ve bir anda o muhteşem sesi duydum! Sevgili doktorum Refik Keleş bana direkt O’nu gösterdi ve sağlıklı olduğunu söyledi.Zira sabah hastaneye bebeğimi kaybetmiş olabilme ihtimali ile ağlayarak gelmiştim. İlk kalp atışını duyana kadar ömrümden ömür gitmişti. L Bir yandan yakın zamanda babamı kaybetmiş olmamın verdiği üzüntü (annem için zaten ihtimal yoktu.. çok erken kaybetmiştim ) ama çocukları çok seven, öğretmen emeklisi babam Sanki bir torunu olacağını duyabilseydi hayata tutunurdu gibi bir düşünce, öbür yandan 13 yıllık evlat hasretinin sona ermesinin sevinci Allah’a binlerce kez şükretme…Acayip bir duygu yoğunluğu ve sonucunda hüngür hüngür ağladım.Ve bunca bekleyişten sonra çok az bir süre koklayabildim.Ayrıca yüzünden sonra ilk baktığım ve öptüğüm yeri ‘minik uzun parmaklı (!)elleriydi.’( Kızım buna hep gülüyor.. Şimdi de piyano çaldığından “Hala ellerime bakıyorsun!” diye takılıyor..) Ondan sonrasını da hatırlamıyorum.Maalesef Refik Bey tansiyonum oynadığı için beni mecburen uyutmuş(Bu aramızda uzun bir zaman polemik konusu olmadı değil ☺).

Birlikte en çok ne yapmayı seversiniz?

Geç yaşta anne olmanın en büyük faydası belki de daha fazla zaman ayırabilme şansınızın olması. En çok yapmayı sevdiklerimiz; Uzun ve özgür hisli yolculuklar , uzun ve derin muhabbetler.

Anneler Günü’nde alabileceğiniz en güzel hediye ne olur ya da oldu ?

En zoru, yıllarca Anneler günüydü... Zira annemi kaybettiğim 1987’den (hatta hastalığından beri 1983) Ne ANNEM vardı ne de ANNE idim!  (Gerçi ben arkadaşlarımın vs anneler gününü kutlardım. Onlardan da benimkini kutlayanlar olurdu bazen.) Kızım geldikten sonra kendisi zaten Allah’u tealanın en büyük hediyesiydi. Ama illaki standart hediye tanımında bir şeyler söylemem gerekirse; daha anaokulundayken O’nu almaya gittiğimde kafede beklerken gizlice (kendince) parmağımın ölçüsünü alıp, bir bahaneyle de para isteyip, gümüş bir tektaş alıp, onu çok estetik bir şekilde sunmasıydı! Yüzük tam da tarzıma uygundu! İlk olarak o vitrinde gördüklerim beni ürkütmüştü ama o kadar yüzüğün arasında tarzıma uygun olanını seçmesi ve hediyesi beni çok şaşırtmış ve duygulandırmıştı. Aslında bana ara ara yaptığı sürprizler ve notlar da beni en çok mutlu eden hediyeler.

Her Annenin çocuklarıyla ilgili hayalleri vardır ? Sizin çocuğunuz için dilekleriniz, umutlarınız, hayalleriniz nelerdir?

Tek isteğim MUTLU ve sağlıklı olması! Vatana millete hayırlı bir birey olması…  Hayal ettiği gibi müzisyen doktor olup boş zamanlarında tasarım yapması! (Bir de Boğaz’da yalı alacakmış! J) (Ya da ileride fikri değişirse ne olursa…)

İRENBE ile nasıl tanıştınız? Ne ifade ediyor size?

Dr. Refik bey’i, hastası olan iki yakınım önermişlerdi. Ama türlü sebeplerle yıllarca gidememiştim.. Hamile olduğumu öğrendiğimde, iki defa üst üste pozitif çıkmasına rağmen inanamayıp, Ramazan günü akşamı zor edip arkadaşlarımın kliniğine gidip kan tahlili yaptırdım. O anki sevincimi anlatmam mümkün değil. Avazım çıktığı kadar bağırmak istedim! Ama haberi, ilk olarak eşime vereceğim düşüncesiyle beklemek zorunda kaldım! (Şehir dışındaydı) Benim için o heyecanı içimde hapsetmek ve beklemek gerçekten çok zor oldu!  Sonra eşime sürpriz yapayım diye,  bebeğimin görüntüsünü CD’ye kaydettirmek istedim. O zamanlar CD’ye kayıt yapan yer pek yoktu. İRENBE’yi aradım ve Dr. Refik bey’den bu vesile ile bir seferlik niyetiyle randevu aldım. Ancak Refik beyin dürüstlüğü, güler yüzü, yakınlığı, beni İRENBE’ye bağladı. Devamında İRENBE’nin her kademedeki çalışanı ve diğer doktorları ile uzun süre, tekrar Tüp Bebek denemeleri sebebiyle de iletişimimiz devam etti.

Özetlersem;

İRENBE= DR. REFİK Bey’in KAHKAHALARININ çınladığı yer J

 

Gebelik ve doğum sürecinizden de biraz bahsedebilir misiniz?

Yoğun bankacılık temposunda mide bulantıları ve en korktuğum şey olan çıkartmalar ile geçen bir hamilelikti. Başıma gelecekleri sezmiş olmalıyım ki bir süre sakladım ama perişan hallerim geçmeyince anlaşıldı. Mobing başladı. “ÇOCUK DA YAPARIM KARİYER DE” nin sadece bir reklam cıngılı olduğunu gördüm maalesef L … Bu konuya girmiyorum…

Kontrolleri iple çekiyordum. Hem sık ultrasona girmek zararlı mı endişesi ama öte yanda Refik amcasının ultrasonda dediği gibi Sezen Aksu dudaklı uzun bacaklı Safinaz kızımı görme isteği! Her şeye rağmen muhteşem günlerdi. O kalp atışları hele! Dünyanın en güzel müziği, acayip çalışan bir fabrika sanki! J

Çok şiştim vs ama çoğu hamileye inat kendimi en güzel hissettiğim dönemdi herhalde! J Zaten hamile kadınlar hep güzel gelmiştir bana…

 

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Öncelikle böyle güzel bir projede bulunma fırsatı verdiğiniz için İRENBE ailesine teşekkürler..

Türkiye’nin geleneksel, sosyokültürel yapısında herkes evli çiftlerin bir an önce çocuk sahibi olmasını bekler.13 yıl boyunca çocuğu olmamış birisi olarak, her ortamda “Ne zaman doğuracaksın? Hamile misin?  Çocuk istemiyor musun? Neden doğurmuyorsun? Doğuramıyor musun?” tarzındaki sorulara, sorgulamalara muhatap olmak rahatsız edici olmanın ötesinde kırıcı, üzücü, yargılayıcı olması yönü ile özel yaşama müdahaleci münasebetsizce sorular.  Sadece eşinizin vs yakınlarınız değil, ilgili ilgisiz herkes, belediye otobüsünde yanınıza oturan teyze bile bu hakkı kendinde görüyor maalesef. Bu sebeple, çocuğu olmayan ailelere karşı hassas davranılması gerektiğini düşünüyorum. Yine, hamilelik sürecinde Finans sektöründe çalışan birisi olarak iş ortamında karşılaştığım olumsuzluklar, anlayışsızlıklar ve baskıları da söylemeden geçemeyeceğim. 

Ama içimde hep çocuk sahibi olacağıma dair bir ümit &inanç vardı! (Bunun bazen yok olduğu ağladığım günler de olmadı değil tabii L ) Ve ne gariptir ki babamın ölümünden sonra vazgeçmemle (artık kaybedecek çok kimsem kalmadı düşüncesi vs..) hayırlısının bu olduğunu kabullenmemle oldu belki de…

Tüp bebek deneyeceklere de şunu söyleyebilirim kardeş dileğiyle denemiş biri olarak; abartıldığı kadar zor değil.. (Manevi kısmını katmıyorum tabii.)

Çocukları çok sevmeme rağmen, (geleneksel yapının öğretileri sonucunda belki de) çocuklu olmanın çok şeye engel olacağını düşünürdüm. Ben, dünya’yı gezmeyi hayal eden ancak bir türlü gerçekleştiremeyen birisi olarak, kızımın Dünya’ya açılan pencerem olduğunu özellikle

  • Gönderiyi Paylaş