blog image
Beni leylekler getirmedi, ben çekilişten çıktım

31 yaşındaki sınıf öğretmeni annemiz, Çocuk İstiyorum Derneği ile İrenbe Tüp Bebek Merkezi’nin birlikte düzenlediği “Umudun Hayat Bulduğu Yer” sloganı ile gerçekleştirilen tüp bebek bilgilendirme toplantısına katıldı.

Çekilişten bebek olur mu? demeyin. Bu toplantıda yapılan çekilişte İpek Hanım İrenbe Tüp Bebek Merkezi’nden tedavi imkanı elde etti. İrenbe’de başarılı geçen tedavi süreci ve zorlu bir 9 ayın ardından annemiz, Elif bebeği dünyaya getirdi. Şimdi mavi mavi gözleriyle dünyayı tanımaya çalışan, henüz 3 aylık Elif bebeğin büyüyünce arkadaşlarına anlatacak ilginç bir hikâyesi var. Çiftin bu yorucu, maceralı ama bir o kadar da ilgi çekici hikâyesini sizlerle paylaşmak istedik.  

Hikayenin tamamını ailemizle yapmış olduğumuz röporajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Devamını Oku

Sizi tanıyabilir miyiz?

31 yaşındayım, sınıf öğretmeniyim. 10 yıllık evliyim. 

Kızınızın doğumundan önce yaşadığınız süreci bizimle paylaşır mısınız?

Kızımızı bekleyeli uzun bir zaman oldu. İlk tüp bebek denememiz başarısızdı.

İkincinin de farklı bir hikâyesi var. 2005 yılında tesadüfen Alsancak’tan dönerken Montrö’de bir mağazada ben Çocuk İstiyorum Derneği ile İrenbe’nin “Umudun Hayat Bulduğu Yer” sloganı ile gerçekleştirdiği Tüp Bebek Bilgilendirme Toplantısı’nın ilanını gördüm.

İrenbe Tüp Bebek Merkezi’nin işbirliğiyle hazırlanan bu toplantı ilgimi çekti. Hemen not ettim. Tarihi çok iyi hatırlamıyorum, ama okullar açılmadan bir gün önceydi. Pazar günü ve ben Seferihisar’da oturduğum için, o gün sabah çok zor geldi gitmek buradan. Sonra “Şeytan dürttü” derler ya. Hazırlandım. Eşimde şehir dışındaydı ama “Ben gideyim” dedim.

Belki de bu karardan sonra hayatınız değişti…

Gittim toplantı salona girdim. Tanıtımlar, konferanslar başladı. Bende sakin sakin dinliyorum. İlk önce çekilişe katılayım mı,  katılmayım mı kararsız kaldım, bekledim. Çıktım dışarıya oturdum, içime sinmedi girdim tekrar içeriye üyelik formunu doldurdum. Çekiliş için isim yazılı kura numarası aldım.

En sonunda çekiliş yapıldı.  Benim ismim okunduğunda şok oldum tabi. Hiç beklemiyordum, şaşırdım. Benim böyle şeylerde hiç şansım yoktur. Birde herkes eşleriyle hazırlanarak gelmiş. Ben böyle yalnız başıma, öylesine bilgi edinmek için gitmişim… ikinci sırada, kenarda tek başıma oturuyordum.  İsmimi duyunca bir anda ne yapacağımı şaşırdım. Hemen eşimi aradım. O İstanbul’daydı. Ne böyle bir toplantıdan haberi vardı ne de benim katılacağımdan.  Duyunca o da en az benim kadar şaşırdı ve sevindi.  

Duyguları kelimelere dökmek zordur ama, neler hissettiniz?

Belki size garip gelecek, ama bizim ikinci kez tüp bebek denemeye niyetimiz vardı. Öğretmen olduğum için okulların kapanmasını bekleyecektik. Bu sefer özel bir merkezde yaptırmayı düşünüyorduk. Zaten ilk şoktan sonra çevremdeki ailelere bakınca, keşke hiç imkanı olamayan ailelere çıksaydı diye de içimden geçirdim. Devlet memurlarına, üniversite hastaneleri bu imkanı sunuyor. Yine de diğer ailelere göre şanslıydık çünkü. 

Bu çekilişte şans size gülmeden önce, neler yaşadınız?

Evliliğimizin ilk beş yılında çocuk düşünmedik. Ondan sonra biz niyetlendik ama bebeğin niyeti olmadı. Kontroller yapıldı röntgenler çekildi, rahim filmleri derken tüpler tıkalı denildi bende. Tüplerde yapışıklık varmış. Birkaç küçük operasyonun ardından sorun çözüldü ama bu seferde strese bağlandı. O kadar çok üstüne düşmüşüz, o kadar çok sorun etmişiz ki bu seferde stresten olmadı. Yani düşünün siz normalsiniz, eşiniz normal ama olmuyor. Tüp bebek yöntemine başvurduk, aşılama denedik ama sonuçsuz kaldı. Bundan sonra artık hiçbir şey yapılamaz kendi haline bırakın denildi.

Biz de iki yıl ara verdik. Psikolojik olarak da çok yıpranmıştık.  İlk deneme 2002 yılında yapıldıktan sonra 1.5 yıl geçmişti aradan biz tekrar düşünmeye başladık. Böyle boş beklemekte istemiyorduk. İşte bu ilanda bunun sebeplerinden biri oldu. Ben o toplantıya bilgi edinmek amacıyla gittim. Sorup, araştırayım istedim.

İrenbe ile ilk tanışma

İrenbe Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi hakkında daha önce bilginiz var mıydı?

Tabii, tüp bebekle ilgilendiğiniz zaman ister istemez bütün tüp bebek merkezlerinin isimlerini öğreniyorsunuz ve İrenbe en çok bilinen merkezlerden. Toplantıdan daha önce zaten İrenbe’ye gidip, bilgiler almıştım. İkinci kez tüp bebek denemesi için aklımda hep İrenbe vardı.

Ve çekilişte size gülen şansınızı denemek için İrenbe’ye geldiniz…

Toplantıdan sonra İrenbe’ye geldiğimizde doktorumuz bizimle çok ilgilendi. Tedavimi başlattı ve süreci hep takip etti. Bu süre zarfında bize her türlü desteği veren İrenbe çalışanlarına, güler yüzleri ve sıcak ilgileri için çok teşekkür etmek istiyorum.

Sizin transfer işleminizde heyecanlı geçmiş, biraz söz edelim mi?

Yumurtalar toplandıktan sonra, 17 Ekim’de embryolar rahme yerleştirildi. Hatırlar mısınız, o sabah İzmir’de deprem olmuştu. Ben saat on bir buçukta ameliyathaneden çıkmıştım. İpek hemşire beni yatırdı “İki saat hiç kalkmayacaksın” dedi. Bende endişe duyuyorum deprem tekrar olacak diye. İki saati doldurmadan İpek hemşire geri geldi,  “Depremler sıklaşmaya başladı, biz hastaneyi boşaltıyoruz” sizde çıkın dedi. Neyse ben giyindim çıktık.  Üzüldük tabii, yatmam gerekiyordu. Tutmazsa, bu sefer deprem yüzünden tutmayacak diye tedirgin olduk.

Sonucu ne zaman öğrendiniz?

Eve geldik, ikinci günüydü. Kendimde bir şişkinlik hissettim. Yavaş yavaş balon gibi şişmeye başladım. Kıyafetlerim olmamaya başladım. Vücut sıvı toplamaya başlamış. 10 gün geçti, ben iyice şiştim, fenalaştım, nefes alamadım hemen İrenbe’ye gittik. 

Çınarlı’da sıvı aldı Dilek Hanım karnımdan. O geceyi orada geçirdik. Ertesi sabah İrenbe’ye geçtik iki günde orda kaldık, devamlı bana tahliller yapılıyor. Akşamına Dilek Hanım, ”Kesin olmamakla birlikte çoğul gebelik. Net bir şey diyemiyorum ama tahminim ve bulgular öyle” dedi. 26 Ekim’di tarih. Biz tekrar eve döndük.

Birkaç gün sonra Dilek Hanım aradı beni. Hamileliğim problemli başlamıştı, çoğul gebelik vardı. “Bu tedavi uzun bir süreç, istersen maddi açıdan rahatlaman için seni Dokuz Eylül Hastanesi’ne sevk edelim orda tedavin devam etsin” dedi.

Biz o gün Dokuz Eylül Hastanesi’ne geçtik.

Sorunlarınız devam etti mi?

Vücudumdaki şişlik devam etti. 20 kilo kadar sıvı toplamış vücut. Bu şişliğin hormonlarla da ilgisi olduğundan gebeliğin birini sonlandırmak zorunda kaldılar.  İbrahim biraz itiraz etti ama bebeklerin üçünü de kaybetmemek için kabul ettik.

Artık ikiz derken dördüncü aya geldiğimde taramalarda bebeklerin birinde problem çıktı. Diğer bebeğe de zarar vermesinden korktuğumuz için hemen alındı ikinci bebek de ve kala kala elimizde bir tane kaldı. Elimizde kalana da gözümüz gibi baktık, bu kadar acıdan sonra bizi bırakıp gitmesin diye.

32. haftada bebeğin alınmasından yanaydık, Bir an önce kavuşmak istiyorduk bebeğimize ama doktorumuz büyüyebildiği kadar büyüsün diye bekletti 36. haftaya kadar. Ama biz her kontrolde acaba bunda da bir şey var mı, bir şey çıkacak mı diye çok tedirginlik yaşadık. Allah’a çok şükür bir şey çıkmadı en son 37. haftada pazarlık yaptık doktorumuzla ve sezaryenle doğum gerçekleşti.

Bu süreçte yanınızda kimler vardı?

Zaten hamileliğim süresince annem ve kayınvalidem hep yanımdaydı. Tek kişinin kuvveti yetmiyordu hareket etmem için. O kadar şişkindim ki hastanede beni gören herkes kesin doğuma geldi diyordu. Çok maceralı bir yoldan geldi ama iyi ki geldi diyorum şuanda. Bütün ailen yanımdaydı. Herkes heyecanla Elif’i bekliyordu. Doğumdan sonra beni dışarıda bekleyen 18 kişi vardı.

Tüp bebek tedavi sürecini çevrenizden saklamadınız mı?

Yok, hayır hiç saklamadık. Ben çenemi tutamadığım için hiç saklanmadı, herkesin haberi oldu.

Siz sürekli çocukların içinde olan bir eğitimcisiniz, kendi çocuğunuzu büyütmek nasıl bir duygu?

Kesinlikle çok farklı, özellikle şimdilerde daha da yoğun yaşıyorum bu annelik duygusunu. Yüzüne baktığım zaman, kokladığım zaman. Dışarıya çıktığım zaman hemen koşa koşa eve geliyorum özlüyorum yani.

Deniz’e bakarak ağladım

İbrahim Bey sizin duygularınız nelerdir?

Bende çok istiyordum bir çocuk sahibi olmayı ama açıkçası eşim kadar değil. Hastane süreçleri çok yormuştu beni. Bir de işim gereği devamlı dışarıdayım. Eve geliyorum İpek yeni bir hastane bulmuş, tekrardan yeni hastane süreçleri başlıyor. Başlıyorsunuz ama olmama ihtimaliniz de var. Birkaç defa olmadığı için tekrar ya olmasa diye düşünüyorsunuz, yine hayal kırıklığı yaşarsam diye üzülüyorsunuz.

Evlat edinmeyi düşündünüz mü?

Tabii, çok yorulduğum için “Artık tüp bebek denemeyelim, koruyucu aile olalım” dedim. İpek o zaman bana “ Herkesin çocuğu var, bende kendi çocuğumu istiyorum” deyince ben kendimden çok İpek istedi diye istedim.

O zaman bu süreç sizin için çok olumsuz geçti?

Olumsuz değil yani ama çok zor geçti. İpek’te benim psikolojimin farkında olduğu için çok üzerime gelmedi. Araştırmaları hep sürdürdük, onun ne kadar çok istediğini bildiğim için bende yanında oldum. Tüp Bebek Merkezleri’nin başarı yüzdelerini çıkardık. En yüksek İrenbe’ydi.

Eşiniz sempozyumda elde ettiğiniz şansı söyleyince neler hissettiniz?

İpek beni arayıp çekiliş kazandım deyince çok sevindim. Sadece transferin deprem anına denk gelmesi bizi çok üzdü, çünkü İpek’in deprem korkusu vardır.  Ama yatması gerektiği için İpek sakin davranarak yatmayı sürdürdü. Oradan çıktıktan sonra aklıma bir şey geldi; Tüp bebekte enjekte edildikten sonra yumurtalar, rahim duvarına tutunma olayı var. Bu doğada da var. Doğada bir canlı soyunun tehlikeye girdiğini anladığı anda, üreme seviyesi üç katı, dört katına çıkar. Belki deprem anında hastanede olmamız bir kaderdi.

Mutlu haberi alınca neler hissettiniz?

Haberi aldığımda ben denizdeydim, denizi çok severim. Yalova feribotundaydım. Denize bakarak ağladım. Allah’ım bana da bugünleri gösterdin dedim.

Eklemek istedikleriniz var mı?

Çok zor süreçler yaşadık, artık hastane bizim evimiz olmuştu. İpek çok acı çekiyordu ama ikimizde özellikle eşim pes etmedi, o kadar acıya dayandı. Artık Elif var hayatımızda. Bize destek olan herkese özellikle de İrenbe’ye çok teşekkür ederim. 

 

  • Gönderiyi Paylaş